İran yönetimi, geçen yıl sonlarında ülke genelinde patlak veren kış protestolarına katıldığı gerekçesiyle bir kişiyi idam etti. Yetkililer, protestolarda 3 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı ve ölümleri ABD ile İsrail'in kışkırttığı 'terör eylemlerine' bağladı. Ancak yurtdışında faaliyet gösteren insan hakları örgütleri, güvenlik güçlerinin göstericilere ateş açtığını ve ölümlerin sorumlusunun İran hükümeti olduğunu savunuyor. İdam edilen kişinin kimliği ve infaz tarihi hakkında resmi bir açıklama yapılmazken, devlet medyası konuyu kısa bir haberle duyurdu.
İdam kararı ve protestoların arka planı
İran'da Eylül 2022'de başlayan ve aylarca süren protestolar, Kürt asıllı Mahsa Amini'nin ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra ölmesi üzerine patlak vermişti. Ülke geneline yayılan gösteriler, rejim karşıtı en büyük halk hareketi olarak nitelendirilmişti. Gösterilerde güvenlik güçleri sert müdahalede bulunmuş, yüzlerce kişi gözaltına alınmış ve birçok kişi yargılanarak idam cezasına çarptırılmıştı. İran yargısı, protestolara katılanları 'yeryüzünde bozgunculuk' ve 'Allah'a karşı savaş' suçlamalarıyla yargılıyor. Bu tür suçlamalar, İran İslam Cumhuriyeti'nde idam cezasını mümkün kılıyor. İdam edilen kişinin, protestolarda güvenlik güçlerine saldırdığı ve bir askeri aracı ateşe verdiği iddia ediliyor. Ancak insan hakları örgütleri, yargılamaların adil olmadığını ve ifadelerin işkenceyle alındığını belirtiyor.
İran'ın bu idamı, uluslararası toplumun tepkisini çekti. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, idamı kınayan açıklamalar yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran yönetimini 'baskıcı rejim' olarak nitelendirerek, protestoculara yönelik yargılamaların durdurulması çağrısında bulundu. İran ise bu eleştirileri 'iç işlerine müdahale' olarak değerlendirerek reddediyor. Tahran yönetimi, protestoların dış güçlerce organize edildiğini ve bu nedenle 'terörle mücadele' kapsamında sert önlemler alındığını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu idam, İran'ın iç siyasetinde artan baskının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Uzmanlar, yönetimin protestoların ardından muhalefeti sindirmek için idam cezalarını kullandığını belirtiyor. Uluslararası Af Örgütü, protestoların başladığı tarihten bu yana en az 7 kişinin idam edildiğini, yüzlerce kişinin de idam cezasıyla karşı karşıya olduğunu açıkladı. İran'daki bu gelişmeler, Batı ile olan gerilimi de artırıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, İran'a yönelik yaptırımlarını genişletme kararı aldı. İran ise, nükleer programı ve bölgesel nüfuzu konusunda Batı'ya meydan okumaya devam ediyor. Son idam, İran'daki insan hakları ihlallerine dikkat çekerken, bölgesel dengeleri de etkileyebilir. Özellikle Körfez ülkeleri ve İsrail, İran'daki istikrarsızlığı kendi güvenlikleri açısından tehdit olarak değerlendiriyor. Bu nedenle İran'daki gelişmeler, Orta Doğu'nun genelinde yankı buluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki protestolar ve idamlar, Türkiye için insani ve bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. İran'daki istikrarsızlık, göç hareketlerini tetikleyebilir ve sınır güvenliğini etkileyebilir. Türkiye, İran'la komşu olarak bu süreçte dikkatli bir denge politikası izliyor. Bir yandan insan hakları ihlallerini eleştirirken, diğer yandan ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürüyor. Bu idam, Türk kamuoyunda İran yönetimine yönelik tepkileri artırabilir. Ayrıca Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu güçlendirmek ve Orta Doğu'da istikrarı sağlamak adına İran'la diyaloğunu sürdürmesi beklenir.