İran, İsrail'in Lübnan'ın güneyine ve Başkent Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırılarını şiddetle kınadığını açıkladı. Tahran yönetimi, saldırıların bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini vurguladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanaani, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in saldırılarının sivil kayıplara yol açtığını ve bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Açıklamada ayrıca, uluslararası toplumun İsrail'in bu tür saldırgan eylemlerine karşı somut adımlar atması gerektiği belirtildi.
Lübnan'daki Gelişmeler
Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, İsrail savaş uçakları son 24 saat içinde ülkenin güneyindeki birçok noktayı ve Beyrut'un güney banliyölerini hedef aldı. Saldırılarda en az 12 kişinin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin de yaralandığı bildirildi. Saldırıların özellikle Hizbullah'ın kontrolündeki bölgeleri hedef aldığı, ancak sivil kayıpların da yaşandığı aktarıldı. Lübnan Başbakanı Necip Mikati, saldırıları kınayarak uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu.
İsrail tarafı ise saldırıların, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine düzenlediği roket saldırılarına misilleme olduğunu açıkladı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan yazılı açıklamada, Hizbullah'ın askeri altyapısının hedef alındığı belirtildi. Bununla birlikte, sivil kayıplara yol açtığı yönündeki iddiaların araştırıldığı ifade edildi.
Bölgesel Tepkiler ve Gerilim
İran'ın kınaması, bölgedeki tansiyonun yükseldiği bir dönemde geldi. İsrail ile Hizbullah arasında 7 Ekim 2023'ten bu yana sınır ötesi çatışmalar sürüyor. İran, Hizbullah'ın en büyük destekçisi konumunda bulunuyor ve bu nedenle İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına sert tepki gösteriyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) konuya ilişkin acil bir toplantı yapılması için Lübnan'ın talebi üzerine diplomatik girişimler başlatıldığı öğrenildi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, taraflara itidal çağrısında bulunurken, sivil kayıpların kabul edilemez olduğunu vurguladı. ABD ise İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini açıklarken, sivil kayıpların azaltılması çağrısında bulundu.
Uzmanlar, İran ile İsrail arasındaki gerilimin doğrudan bir çatışmaya dönüşme riskinin arttığını belirtiyor. İran'ın bu kınaması, sembolik olmaktan öte, Tahran'ın Hizbullah'a olan bağlılığını ve bölgesel güç mücadelesindeki konumunu yansıtıyor. Kudüs Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden araştırmacı Yossi Alpher, İran'ın doğrudan askeri müdahil olmadan, vekil güçleri üzerinden İsrail'i sıkıştırmaya çalıştığını ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bölgesindeki istikrarın bozulmasından doğrudan etkilenebilecek bir konumda bulunuyor. İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini ve bölgesel dengeleri tehdit edebilir. Ankara, daha önceki İsrail-Hizbullah çatışmalarında olduğu gibi, sivil kayıpların artmaması için taraflara itidal çağrısında bulunabilir. Türkiye'nin özellikle Lübnan'daki soydaş toplum ve bölgedeki Türk vatandaşlarının güvenliği açısından gelişmeleri yakından takip etmesi bekleniyor. Ayrıca, Ankara'nın bölgede diyalog ve diplomasiyi öne çıkaran bir tutum izleyerek, tansiyonun düşürülmesine katkı sağlaması mümkün.