İran, iki aylık bir sessizliğin ardından İsrail'e yönelik füze saldırısı düzenleyerek Ortadoğu'da gerilimi yeniden tırmandırdı. Saldırı, İsrail ile Lübnan arasında varılan ateşkesin ardından bölgedeki kırılgan dengeleri sarsarken, iki ülke arasındaki düşmanlığın yeni bir boyuta taşındığına işaret ediyor. Olay, İran'ın Lübnan'daki Hizbullah unsurlarına verdiği destek kapsamında değerlendirilirken, uluslararası toplum tansiyonun daha da yükselmesinden endişe ediyor.
Gelişmenin arka planı
İran, geçtiğimiz hafta İsrail'in kuzey sınırına yakın noktalara füzeler fırlattı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) yaptığı açıklamada, söz konusu füzelerin büyük bir kısmının hava savunma sistemleri tarafından imha edildiğini, ancak bazılarının açık alanlara düştüğünü belirtti. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, maddi hasar oluştuğu bildirildi. İranlı yetkililer ise saldırıyı doğrulamakla birlikte, bunun 'meşru müdafaa' kapsamında gerçekleştirildiğini savundu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, 'İsrail'in bölgedeki saldırgan politikalarına karşı gereken cevabı vermeye devam edeceğiz' ifadelerini kullandı.
Bu saldırı, İsrail ile Lübnan arasında Kasım 2023'te varılan ateşkesin ardından İran'ın doğrudan İsrail'i hedef aldığı ilk eylem oldu. İran'ın daha önce vekil güçler aracılığıyla İsrail'i tehdit ettiği bilinirken, doğrudan füze saldırısı yeni bir aşamayı temsil ediyor. Uzmanlara göre İran, Lübnan'daki Hizbullah'ın ateşkese rağmen varlığını sürdürmesini garantiye almak ve İsrail'e karşı caydırıcılık sağlamak için bu adımı attı.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın bu hamlesi, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güç dengesini daha da karmaşık hale getiriyor. Tel Aviv yönetimi, saldırıya misilleme yapacağını duyururken, ABD Başkanı Joe Biden olayı kınadı ve İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklediğini belirtti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olağanüstü toplantıya çağrılırken, Suudi Arabistan ve Mısır gibi bölge ülkeleri itidal çağrısında bulundu. Uzmanlar, bu tırmanışın İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası baskıyı artırabileceği yorumunu yapıyor. Diğer yandan, Çin ve Rusya, İran'a yönelik yaptırımların artırılmasına karşı çıkarak diplomatik çözümden yana tavır alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için birkaç açıdan kritiktir. İlk olarak, Türkiye hem İran hem de İsrail ile sınırlı da olsa diplomatik ilişkilerini sürdüren nadir ülkelerden biridir. Gerilimin artması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlayabilir. İkinci olarak, Doğu Akdeniz'deki enerji faaliyetleri ve Kıbrıs meselesi gibi konular, İsrail ile işbirliğini gerektirmektedir. Son olarak, İran-Hizbullah ekseninin güçlenmesi, Suriye'deki Türk askeri varlığını ve PKK/YPG ile mücadeleyi dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, bu karmaşık denklemde hem çatışmanın yayılmasını engellemek hem de kendi güvenlik çıkarlarını korumak için dikkatli bir denge politikası izlemek durumundadır.