İran ile İsrail ve ABD arasında iki ay önce ilan edilen nominal ateşkes, tarafları ne savaş ne de barışın olduğu tehlikeli bir belirsizlik ortamında bıraktı. Düşük yoğunluklu şiddet, yeni normal haline gelirken, İran'ın nükleer programı, bölgesel milis faaliyetleri ve uluslararası deniz yollarındaki gerginlikler bu istikrarsız durumun temel unsurları olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran ile İsrail ve ABD arasındaki gerilim, İran'ın nükleer anlaşma müzakerelerinde yaşanan tıkanıklık ve Tahran'ın bölgesel milis güçlerine verdiği destek nedeniyle yıllardır tırmanış eğilimindeydi. Ancak son iki ayda taraflar arasında doğrudan bir çatışmadan kaçınılırken, vekalet savaşları, siber saldırılar ve deniz güvenliği ihlalleri gibi dolaylı yöntemlerle mücadele sürüyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltma sinyalleri vermesine rağmen, müttefiki İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik tehditleri ve İran'ın Yemen'deki Husilere silah sevkiyatı, tansiyonun düşmesini engelliyor.
İran, ekonomik yaptırımların etkisiyle zor durumda olsa da, nükleer programında ilerleme kaydederek uluslararası toplum üzerinde baskı kurmayı sürdürüyor. İsrail ise, İran'ın Suriye ve Lübnan'daki milis güçlerini hedef alan hava saldırılarına devam ediyor. ABD yönetimi, doğrudan bir savaşa girmek istemese de, Körfez'deki müttefiklerini korumak için deniz devriyelerini artırmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu belirsizlik ortamı, Orta Doğu'nun yanı sıra küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan herhangi bir gerginlik, petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olabiliyor. Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşının gölgesinde, ABD ve müttefiklerinin İran'a yönelik politikaları, Rusya ile olan ilişkileri de belirliyor. İran'ın Rusya'ya insansız hava aracı tedarik etmesi, Batı'nın Tahran'a yönelik yaptırımlarını daha da derinleştiriyor.
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, tarafları diyalog çağrısı yaparken, İsrail ve İran arasında doğrudan bir diplomatik kanal bulunmuyor. ABD'nin arabuluculuk girişimleri ise henüz somut bir sonuç vermedi. Bu durum, bölgede kalıcı bir istikrarın sağlanmasını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran komşusu olarak bu istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. İran ile gelişmiş ekonomik ilişkileri (doğalgaz ve ticaret) ve PKK benzeri terör örgütleriyle mücadelede ortak çıkarları bulunuyor. Ancak aynı zamanda NATO müttefiki olarak ABD ve İsrail ile de ittifak halinde. Bu nedenle Ankara, hem Tahran'ın nükleer programı konusunda endişeli hem de bölgedeki güç dengelerinin bozulmasından kaçınıyor. Türkiye, İran-İsrail gerginliğinin Suriye ve Irak'taki Türk askeri varlığını tehdit etmemesi için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Enerji ithalatında İran'a bağımlı olması, Ankara'nın çatışmanın tırmanmasını engellemeye yönelik çabalarını artırıyor.