İran, ABD'nin bölgedeki saldırılarının azalmasının ardından stratejik Hürmüz Boğazı'nda 'misilleme saldırılarını' durdurduğunu bildirdi. Bu gelişme, Basra Körfezi'ndeki gerginliğin bir nebze hafiflediğine işaret ederken, İran'ın deniz yolu güvenliği konusunda yürüttüğü diplomatik girişimler de hız kazandı. İranlı yetkililer, boğazda daha önce döşedikleri mayınların ticari gemilere çarptığını ve bunun uluslararası deniz ticaretinde aksamalara yol açtığını kabul etti. Öte yandan, Umman ile Hürmüz Boğazı'nın kontrolü konusunda yürütülen müzakerelerin ileri bir aşamaya geldiği açıklandı. Yemen'deki Husi isyancılar ise Suudi Arabistan'a ait bir insansız hava aracını düşürdüklerini öne sürdü.
Hürmüz Boğazı'nda Gerginlik ve Mayın Tehdidi
İran genelkurmay başkanlığından yapılan açıklamaya göre, ülkenin deniz kuvvetleri son haftalarda ABD donanmasına ve müttefik savaş gemilerine yönelik olası misilleme saldırılarını geçici olarak durdurma kararı aldı. Kararın gerekçesi olarak, ABD'nin bölgedeki askeri operasyonlarının yoğunluğunun azalması ve tırmanan gerginliğin önlenmesi isteği gösterildi. Bununla birlikte, İran'ın Hürmüz Boğazı'na döşediği mayınların deniz trafiği için ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ettiği belirtiliyor. İran resmi haber ajansına konuşan üst düzey bir askeri yetkili, "Boğazda daha önce yerleştirdiğimiz savunma amaçlı mayınların bazı ticari gemilere çarptığı bilgisi elimize ulaştı. Bu durum, bölgedeki güvenlik risklerini gözler önüne seriyor." dedi. Yetkili, mayınların temizlenmesi için uluslararası topluma çağrıda bulunurken, ancak kendi güvenlik kaygıları giderildiğinde bu adımın atılacağını ima etti.
Uzmanlar, İran'ın mayın döşeme faaliyetlerinin, ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından başlayan ve özellikle 2019'da tankerlere yönelik saldırılarla su yüzüne çıkan bir misilleme stratejisinin parçası olduğuna dikkat çekiyor. Boğaz, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu olarak uluslararası enerji piyasasında kilit öneme sahip. Bu nedenle, mayın tehdidi yalnızca bölgesel değil küresel bir güvenlik meselesi olarak görülüyor. İran'ın bu hamlesi, Tahran yönetiminin "asimetrik savaş" doktrini kapsamında, daha güçlü ABD ordusuna karşı caydırıcılık kurma çabası olarak yorumlanıyor.
Umman ile Müzakereler ve Bölgesel Diplomasi
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Ummanlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve kontrolü konusunda müzakerelerin "ileri bir aşamaya" ulaştığını duyurdu. İki ülke arasında, boğazın trafiğini düzenleyecek ve olası kazaları önleyecek ortak bir mekanizma kurulması üzerinde durulduğu belirtiliyor. Umman, uzun süredir bölgede tarafsız bir arabulucu rolü oynamakta ve hem İran hem de Batılı ülkelerle diyalog kanallarını açık tutmaktadır. Bu müzakerelerin, İran'ın üzerindeki uluslararası baskıyı hafifletme stratejisinin bir parçası olduğu değerlendiriliyor. Tahran, bir yandan nükleer müzakerelerde elini güçlendirmeye çalışırken, diğer yandan deniz güvenliği konusunda işbirliği yaparak bölgesel bir aktör olduğunu göstermek istiyor.
Bölgesel güç dengeleri açısından bakıldığında, İran'ın bu adımı ABD ile olası bir askeri çatışmanın eşiğinden dönüldüğü şeklinde yorumlanıyor. Ancak, Hürmüz'deki gerilim, Körfez ülkelerinin enerji ihracatını doğrudan etkileme potansiyeli taşıdığı için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Bahreyn ve Katar'ın da dahil olduğu bu ülkeler, deniz yollarının güvenliğini kendi ulusal çıkarları açısından hayati önemde görüyor. Bu nedenle, İran'ın mayın tehdidini sürdürmesi, bölgesel ülkeleri ABD ile daha sıkı askeri işbirliğine itebilir. Öte yandan, Yemen'deki Husi isyancıların Suudi Arabistan'a ait insansız hava aracını düşürdüğünü açıklaması, bölgedeki vekalet savaşlarının devam ettiğini gösteriyor. Husiler, sık sık Suudi topraklarına ve enerji altyapısına yönelik saldırılar düzenleyerek Riyad yönetimini zor durumda bırakıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişmeler, Türkiye'nin enerji tedarik güvenliği açısından önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılıyor. Boğazdaki olası bir kriz, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve tedarik zincirinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca, Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diplomasiye vurgu yapan bir dış politika izlemektedir. İran ile Umman arasındaki müzakerelerin ilerlemesi, Türkiye'nin desteklediği diyalog yaklaşımıyla uyumlu görülüyor. Türkiye, hem İran'la hem de Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkilerini koruyarak, bölgede arabulucu bir rol üstlenebilir. Bu bağlamda, Hürmüz'deki gerilimin düşmesi, Türkiye'nin enerji ithalatını güvence altına alması ve bölgesel nüfuzunu artırması açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.