İran'ın güvenlik şefi Mohsen Rezaei, Pazar günü yaptığı açıklamada ülkesinin stratejik Hürmüz Boğazı yakınlarında bir "yasak bölge" oluşturacağını duyurdu. Devlet medyasına göre Rezaei, "Önümüzdeki günlerde Hürmüz Boğazı dışında bir yasak bölge ilan edilecek. Bu bölge ABD Deniz Kuvvetleri'nin abluka hattından başlayacak" dedi. Açıklama, Basra Körfezi'nde tansiyonun yükseldiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği en kritik deniz geçiş noktalarından biridir. İran'ın bu hamlesi, son aylarda ABD ile İran arasında yaşanan karşılıklı askeri ve ekonomik hamlelerin son halkası olarak değerlendiriliyor. ABD, İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırırken, bölgede donanma varlığını artırmış durumda. İran ise sık sık Hürmüz'ü kapatma tehdidinde bulunarak Batı'ya gözdağı veriyor.
Rezaei'nin açıklaması, İran'ın devrim muhafızlarına bağlı deniz kuvvetlerinin tatbikatlarını yoğunlaştırdığı bir döneme denk geldi. Uzmanlar, "yasak bölge" ilanının uluslararası hukuka aykırı olabileceğini ve bölgede seyir özgürlüğünü kısıtlayarak çatışma riskini artırabileceğini belirtiyor. İran daha önce de benzer şekilde unilateral (tek taraflı) adımlar atmış, ancak bu kez açıklama doğrudan ABD'yi hedef alıyor.
ABD yönetiminden henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak Pentagon'un bölgede ek destroyer ve uçak gemisi konuşlandırdığı biliniyor. İran'ın bu adımı, nükleer müzakerelerin tıkandığı bir süreçte gerilimi daha da artırabilir. Tahran, yaptırımların kaldırılması için diplomatik kanalları zorlarken, askeri seçenekleri de masada tutuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Irak gibi üreticilerin petrol ihracatı için hayati önem taşıyor. İran'ın "yasak bölge" ilanı, deniz ticaretini ve sigorta maliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Petrol fiyatları haberin ardından hafif artış gösterdi; Brent petrol varil başına %1'in üzerinde değer kazandı. Piyasalar, olası bir kapanmanın küresel enerji arzında ciddi sıkıntı yaratacağından endişeli.
Çin ve Rusya, İran'ın adımını "egemenlik hakkı" olarak savunabilir. Ancak Avrupa ülkeleri ve Japonya gibi enerji ithalatçıları, seyrüsefer serbestisi ilkesinin ihlal edilmesinden rahatsız. NATO, bölgedeki deniz trafiğinin güvenliği için ek önlemler alabilir. Öte yandan, İran'ın bu hamlesi, Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah gibi vekil güçleri üzerinden bölgesel nüfuzunu pekiştirme çabası olarak da okunuyor.
Uzmanlar, İran'ın "yasak bölge"yi ne kadar genişleteceğinin belirsiz olduğunu, ancak bunun bir müzakere kozu olarak kullanılabileceğini söylüyor. Tahran, ABD'nin yaptırımlarına karşılık olarak zaman zaman bu tür tehditlerle masaya oturmaya çalışıyor. Ancak bu kez açıklamanın zamanlaması, İsrail'in Gazze operasyonu sonrası Orta Doğu'da artan tansiyonla da örtüşüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında. Enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden Türkiye için Basra Körfezi'nden geçen petrol ve doğalgaz hatları kritik. İran'ın "yasak bölge" ilanı, küresel petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile ticari ilişkileri ve bölgedeki dengeleri gözetme zorunluluğu var. Ankara, hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, bu tür krizlerde diplomatik çözüm çağrısı yapması beklenir. Olası bir çatışma, Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlığa yol açabilir.