İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, düzenlediği basın toplantısında Hürmüz Boğazı'nda mayın temizleme operasyonlarının yalnızca İran tarafından gerçekleştirilebileceğini belirtti. Kenani, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğini sağlamak İran'ın sorumluluğundadır. Herhangi bir yabancı gücün bu bölgede mayın temizleme yapmasına izin verilmeyecektir
ifadelerini kullandı. Bu açıklama, bölgede son dönemde artan deniz mayını tehdidi ve uluslararası koalisyonların olası müdahalesine karşı İran'ın net bir duruş sergilemesi olarak yorumlandı.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapan stratejik bir su yoludur. Son haftalarda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan açıklarında mayın tespit edilmesi üzerine bölgedeki gerilim tırmanmıştı. ABD öncülüğündeki Uluslararası Deniz Güvenliği Koalisyonu, mayın temizleme faaliyetleri için hazırlık yaptıklarını duyurmuştu. İran ise bu tür girişimleri bölgesel egemenliğine bir müdahale
olarak nitelendiriyor. Kenani ayrıca, İran İslam Cumhuriyeti, kendi kıyı sularında her türlü mayın tehdidini ortadan kaldıracak kapasiteye sahiptir ve bu konuda dış yardıma ihtiyacı yoktur
dedi.
İran'ın bu açıklaması, geçtiğimiz hafta ABD Donanması'nın Körfez'de mayın temizleme tatbikatı yapmasının ardından geldi. İran medyası, ABD ve müttefiklerinin bölgede askeri varlığını artırmasını provokasyon
olarak değerlendirdi. Tahran yönetimi, daha önce de Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulunmuş, ancak son açıklamalarla daha çok mayın temizleme konusundaki tek yetkili olduğunu vurgulamıştır.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gerginlik, küresel enerji piyasalarında tedirginliğe yol açıyor. Petrol fiyatları, İran'ın açıklamalarının ardından kısa süreli yükseliş yaşadı. Uzmanlar, boğazda olası bir mayın kazasının veya askeri çatışmanın petrol arzını ciddi şekilde aksatabileceği uyarısında bulunuyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) daha önce yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndaki serbest seyrüseferin korunmasının öncelikleri olduğunu
ve her türlü tehdide karşı hazır olduklarını
belirtmişti. İran'ın son çıkışı, ABD ve İran arasında doğrudan bir çatışma riskini artırırken, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri de dolaylı olarak etkileniyor.
İran'ın mayın temizleme konusundaki ısrarı, aynı zamanda nükleer müzakerelerin yeniden başlaması beklentilerini de gölgeliyor. Batılı diplomatlar, İran'ın bölgedeki agresif tutumunun müzakere ortamını zorlaştırdığını ifade ediyor. Bölgede etkili olan Rusya ve Çin ise İran'a destek sinyali vererek, krizin diplomatik yollarla çözülmesi çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Boğazın mayın tehdidi altında olması, petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Orta Doğu'da artan diplomatik angajmanı göz önüne alındığında, bölgesel bir krizin Türkiye'nin dış politikasını da zorlayacağı değerlendiriliyor. İran ve ABD arasındaki bu tür bir gerginlik, Türkiye'nin hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran'la olan ilişkilerini dengelemesini gerektirebilir. Öte yandan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji hakları ve Libya politikası gibi konularda da benzer bir gerilim dinamiği yaşadığı düşünüldüğünde, Hürmüz krizinin küresel bir enerji güvenliği tartışmasını tetiklemesi muhtemeldir.