İran Dışişleri Bakanı Seyid Abbas Arakçi, Hürmüz Boğazı'nın önümüzdeki 30 gün boyunca İran'ın kontrolü altında kalacağını açıkladı. Arakçi, yaptığı yazılı açıklamada “tüm tarafları” boğazın yönetimine müdahale etmemeye çağırarak, bölgedeki gerginliğin tırmanmaması için uyarıda bulundu. Boğaz, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak uluslararası enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip.
Gelişmenin arka planı
İran'ın bu hamlesi, ABD ve müttefiklerinin bölgedeki deniz güvenliği operasyonlarına karşı bir yanıt olarak değerlendiriliyor. Geçtiğimiz haftalarda ABD, İran'ın ticari gemilere el koyması ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmesi üzerine Körfez'deki varlığını artırmıştı. İran ise bu adımı, ulusal egemenliğini koruma ve bölgesel istikrarı sağlama gerekçesiyle savunuyor. Hürmüz Boğazı, İran'ın güney kıyıları ile Umman arasında yer alıyor ve geçiş güvenliği uluslararası deniz hukuku kapsamında düzenleniyor.
İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, boğazın 30 günlük kontrolünün geçici bir tedbir olduğu ve bu süre zarfında İran'ın bölgedeki deniz trafiğini düzenleyeceği belirtildi. Arakçi, “Hürmüz Boğazı, İran'ın egemenlik hakları çerçevesinde yönetilmektedir. Hiçbir dış gücün bu sürece müdahalesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın kontrolü, hem bölgesel hem de küresel enerji piyasaları üzerinde doğrudan etki yaratma potansiyeline sahip. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'si bu boğazdan geçerken, başta Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerinin petrol ihracatı bu su yoluna bağımlı. Uzmanlar, İran'ın kontrol iddiasının ardından petrol fiyatlarında kısa vadeli dalgalanmalar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü, İran'ın açıklamasını “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, “Hürmüz Boğazı uluslararası sulardır ve serbest geçiş hakkı tüm devletler için güvence altına alınmıştır” dedi. Bölgede konuşlu ABD 5. Filosu, deniz güvenliğini sağlamak için hazır olduğunu bildirdi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksaklıktan doğrudan etkilenebilir. Boğazın kontrolü konusundaki bu gelişme, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından risk oluşturabilir ve petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı yaratabilir. Ayrıca, İran ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler ve bölgesel işbirliği bağlamında, Tahran'ın bu hamlesi Ankara'nın diplomatik pozisyonunu zorlayabilir. Türkiye, boğazın statüsünün uluslararası hukuk çerçevesinde korunmasından yana bir tutum sergilemekle birlikte, bölgede gerilimin tırmanmasını istememektedir. Bu nedenle, Türk dış politikası krizin diplomasi yoluyla çözülmesi için arabuluculuk girişimlerini devreye sokabilir.