7 Temmuz - İran'da öldürülen lider Ayetullah Ali Hamaney'in cenaze töreni için Pazartesi günü Tahran sokaklarında toplanan binlerce İranlı, ABD'nin eski Başkanı Donald Trump aleyhine sloganlar atarak intikam çağrısı yaptı. Bir haftadır devam eden devasa anma törenlerinin en büyüğü olan bu etkinlik, hayatta kalan din adamı liderlerin halk üzerindeki hakimiyetini gözler önüne serdi. Cenaze alayı, başkentin ana caddelerinde ilerlerken, katılımcılar 'Trump'a ölüm' ve 'İsrail'e ölüm' gibi sloganlarla ABD ve müttefiklerine olan nefretlerini dile getirdi. Hamaney'in naaşı, uzun yıllar boyunca İran siyasetine yön veren ve ülkenin en yüksek dini otoritesi olan bir figürün son yolculuğuydu.
Gelişmenin Arka Planı: Hamaney'in Mirası ve İran'da Güç Mücadelesi
Ayetullah Ali Hamaney, 1989'dan beri İran'ın dini lideriydi ve ülke üzerinde mutlak otoriteye sahipti. Onun ölümü, İran siyasetinde büyük bir boşluk yarattı. Cenaze töreni, yalnızca bir yas etkinliği değil, aynı zamanda mevcut rejimin gücünü ve halk desteğini test etme fırsatıydı. Kalabalığın Trump'a yönelik öfkesi, 2020 yılında ABD'nin Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesine ve ardından uygulanan yaptırımlara duyulan tepkinin bir yansıması. İranlı yetkililer, cenaze törenini rejim karşıtı sesleri bastırmak ve ulusal birliği sağlamak için kullandı. Törene katılan milyonlarca kişi, İran devriminin ideallerine bağlılıklarını gösterirken, aynı zamanda yeni dini liderin belirlenmesi sürecine de zemin hazırladı.
Hamaney'in halefi henüz resmen açıklanmamış olsa da, gözler Uzmanlar Meclisi'nde çevriliyor. Bu meclis, yeni dini lideri seçme yetkisine sahip 88 din adamından oluşuyor. Mevcut Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, güçlü adaylar arasında görülüyor. Ancak sürecin nasıl işleyeceği ve rejim içindeki farklı fraksiyonlar arasındaki rekabetin ne kadar derin olduğu belirsizliğini koruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran'ın Dış Politikasında Yeni Dönem
Hamaney'in ölümü, İran'ın bölgesel politikalarında da değişim sinyalleri veriyor. İran, Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan'daki vekil güçler aracılığıyla nüfuzunu sürdürürken, yeni liderin bu politikaları devam ettirip ettirmeyeceği merak konusu. Cenaze törenindeki Trump karşıtı sloganlar, İran'ın ABD'ye yönelik düşmanlığının devam edeceğini gösteriyor. Ancak uluslararası toplum, İran'ın nükleer programı ve bölgesel istikrarsızlıkla ilgili endişelerini sürdürüyor. ABD ve Avrupa Birliği, yeni liderle diyalog olasılığını değerlendiriyor. Öte yandan, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel rakipler, İran'ın iç karışıklıklarından faydalanmaya çalışabilir. Cenaze töreninin ardından yapılacak resmi açıklamalar, İran'ın dış politika rotasını belirlemede kritik öneme sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için önemli bölgesel yansımalar taşıyor. İran, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve iki ülke Suriye, Irak ve Kafkaslar'da rekabet halinde. Hamaney'in ölümüyle İran'da yaşanabilecek olası bir istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji ithalatını ve sınır güvenliğini etkileyebilir. Ayrıca, İran'daki rejim değişikliği veya güç mücadelesi, Türkiye'nin PKK/YPG ile mücadelesinde İran'ın tutumunu da şekillendirebilir. Türkiye, yeni dönemde İran'la dengeli bir ilişki sürdürmek isterken, ABD ve Batı ile olan bağlarını da korumak zorunda. Cenaze törenindeki Trump karşıtı söylem, Türkiye'nin Batı ittifakındaki konumunu sorgulatabilir. Ankara, bölgesel güç dengesinde İran'ın zayıflamasından endişe duyarken, aynı zamanda yeni fırsatları da değerlendirmek isteyecektir.