İran ile İsrail arasında tırmanan gerginlik, küresel piyasaları hareketlendirdi. Asya borsaları haftanın ilk işlem gününde değer kaybederken, petrol fiyatları arz kesintisi endişeleriyle yükselişe geçti. Yatırımcılar, artan jeopolitik riskler nedeniyle güvenli limanlara yönelirken, bölgedeki diplomatik gelişmeler yakından takip ediliyor. Japonya'da Nikkei endeksi %1,5, Hong Kong'da Hang Seng %1,2 ve Çin'de Şanghay Bileşik Endeksi %0,8 düştü. Ham petrol varil fiyatı ise yüzde 2,3 artışla 92 dolar seviyesine çıktı.
Gerginliğin arka planı ve piyasa yansımaları
İsrail'in Suriye'deki İran hedeflerine yönelik son saldırılarının ardından, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in “İsrail’e sert bir karşılık verileceği” yönündeki açıklamaları piyasalardaki tedirginliği artırdı. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ise İran’ın misilleme hazırlığında olduğuna dair istihbarat bulunduğunu ifade etti. Bu gelişmeler, özellikle enerji hisseleri ve savunma sektöründe hareketlilik yaratırken, teknoloji ve tüketici hisseleri satış baskısı altında kaldı.
Analistler, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinin küresel enerji tedarik zincirini doğrudan etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Boğazdan geçen günlük ham petrol miktarının 17 milyon varil olduğu düşünüldüğünde, olası bir tıkanma petrol fiyatlarını iki haneli rakamlara taşıyabilir. Asya borsalarındaki düşüş, özellikle Japonya ve Güney Kore gibi enerji ithalatçısı ülkelerde daha belirgin oldu. Güney Kore KOSPI endeksi %1,8 gerilerken, Japon 10 yıllık devlet tahvili faizleri düştü ve yen değer kazandı.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, ABD’nin enerji politikalarını da yeniden şekillendirebilir. Başkan Joe Biden yönetimi, stratejik petrol rezervlerinden arz yapma seçeneğini masada tutarken, Suudi Arabistan ve OPEC+’tan üretim artışı beklentileri piyasaları dengeliyor. Ancak kaynayan kazan, bölgesel bir savaş riskini beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Diplomasi mi savaş mı?
Birleşmiş Milletler, gerilimi düşürmek için acil diplomatik temaslara başladı. Genel Sekreter Antonio Guterres, tarafları itidale çağırırken, Avrupa Birliği arabuluculuk teklifinde bulundu. İran’ın nükleer programı ve bölgesel milis güçleriyle bağlantısı, krizi yalnızca iki ülke arasındaki bir anlaşmazlıktan çıkarıp küresel güvenlik meselesi haline getiriyor.
Rusya ve Çin ise, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırmasına karşı çıkarken, İran’a verdikleri destekle dikkat çekiyor. Moskova, İran’la “kapsamlı ortaklık anlaşması”nı gündeme alırken, Pekin ise İran petrollerinin alımını artırdı. Bu durum, Batı yaptırımlarını delme potansiyeliyle küresel enerji ticaretinde yeni bir denge yaratıyor.
Öte yandan, İsrail’in Gazze’deki operasyonları ve Lübnan Hizbullah’ıyla sınır ötesi çatışmaları, bölgesel bir yangının fitilini ateşleyebilecek unsurlar olarak öne çıkıyor. Küresel tedarik zincirlerinin zaten kırılgan olduğu bir dönemde, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği tüm dünya için kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail gerginliği, Türkiye’nin enerji maliyetlerini doğrudan etkileyecek bir potansiyele sahip. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye’nin cari açığını büyütebilir ve akaryakıt zamları yoluyla enflasyonu tetikleyebilir. Ayrıca, bölgesel gerilimin ticaret yollarına etkisi, Türk ihracatçıları için risk oluşturuyor. Türkiye, İran’a yönelik yaptırımlarla Batı arasında denge kurmaya çalışırken, kriz derinleşirse enerji tedarikinde alternatif kaynak arayışına gitmek zorunda kalabilir. Diplomatik açıdan ise, Ankara hem İran hem İsrail’le ilişkilerini korumaya özen gösterirken, arabuluculuk rolünü öne çıkarabilir.