Ortadoğu'da tırmanan jeopolitik gerilimlere rağmen petrol fiyatları, 2024 yılı boyunca büyük ölçüde varil başına 100 doların altında seyretti. İran'ın İsrail'e yönelik misilleme saldırıları ve Husi milislerinin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik eylemleri, arz kesintisi endişelerini artırsa da, küresel piyasalarda beklenen devasa fiyat artışı yaşanmadı. Uzmanlar, bu durumun arkasında ekonomik yavaşlama ve talep düşüşünün yanı sıra ABD'nin stratejik petrol rezervlerini devreye sokma kapasitesinin yattığını belirtiyor.
Arz ve talep dengesi fiyatları dengeleyen temel faktör
Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) son raporuna göre, küresel petrol talebi 2024 yılında günlük 1.2 milyon varil artarak 103 milyon varile ulaştı. Ancak bu büyüme, 2023'teki %2.3'lük artışın oldukça altında. Özellikle Çin'deki ekonomik yavaşlama ve Avrupa'da devam eden resesyon endişeleri, petrol talebini baskılıyor. Öte yandan, OPEC+ ülkelerinin üretim kesintilerine rağmen ABD'deki kaya petrolü üretiminin rekor seviyelere ulaşması arzı dengeliyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), 2024 yılı toplam ABD ham petrol üretiminin günlük 13.2 milyon varili aşarak tarihi bir rekora imza atacağını öngörüyor.
Jeopolitik riskler ise fiyatlardaki yukarı yönlü baskının temel kaynağı olmaya devam ediyor. İran'ın Mart 2024'te İsrail'e düzenlediği insansız hava aracı ve füze saldırısı, petrol fiyatlarını kısa süreliğine 90 doların üzerine taşıdı. Ancak tarafların geniş çaplı bir savaşa dönüşmeyen sınırlı çatışmalarla yetinmesi, piyasaların sakinleşmesini sağladı. Uzmanlar, gerçek bir arz kesintisi olmadığı sürece petrol fiyatlarının 80-95 dolar bandında kalacağını ifade ediyor.
Küresel ekonomi ve merkez bankalarının politikaları belirleyici olacak
Petrol fiyatlarının 100 doların altında kalması, dünya genelinde enflasyonun kontrol altına alınmasına yardımcı oldu. Amerikan Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB), yüksek enerji fiyatlarının yol açtığı enflasyonist baskıların azalmasıyla faiz indirimlerine başlama sinyali verdi. Ancak IEA Başkanı Fatih Birol, jeopolitik risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Petrol piyasaları şu anda dengede görünse de, yeni bir arz kesintisi fiyatları hızla 100 doların üzerine çıkarabilir" uyarısında bulundu.
Özellikle İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, küresel petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği bu stratejik su yolunun güvenliğini sorgulatıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi büyük üreticilerin, olası bir kriz durumunda devreye girebilecek yedek kapasiteleri bulunsa da, bu kapasitenin sınırlı olduğu biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarının görece düşük seyri, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye için olumlu bir tablo oluşturuyor. Cari açığın en önemli kalemlerinden biri olan enerji faturasının düşük kalması, ödemeler dengesine katkı sağlıyor. Ancak İran ve Irak'a komşu olan Türkiye, bölgede yaşanacak olası bir çatışmadan enerji arz güvenliği açısından doğrudan etkilenecek ülkeler arasında. Ayrıca Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Türkiye'nin Avrupa'ya ihracatında önemli bir rota olan bu su yolunu tehdit ederek lojistik maliyetleri artırabilir. Türkiye'nin enerji arzını çeşitlendirme ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırma politikaları, bu tür jeopolitik risklere karşı dayanıklılığı artırabilir.