İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri, ülkesinin Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan stratejik Hürmüz Boğazı'nda askeri açıdan 'baskın' güç haline geldiğini duyurdu. Bakıri, Tahran'ın bölgedeki deniz gücünün önemli ölçüde arttığını ve bu durumun İran'ın ulusal güvenliği için kritik bir kazanım olduğunu vurguladı. Açıklama, İran ile ABD ve müttefikleri arasında gerilimin yüksek olduğu bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bir su yolu olarak küresel enerji ticareti için hayati önem taşıyor. İran, yıllardır bu boğaz üzerindeki kontrolünü artırmak için çaba gösteriyor. Bakıri'nin açıklaması, İran'ın son yıllarda deniz kuvvetlerini modernize etmesi, insansız hava araçları ve hızlı saldırı botları gibi asimetrik savaş araçlarına yaptığı yatırımların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İranlı general, 'Artık Hürmüz Boğazı'nda sadece geçiş güvenliğini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda herhangi bir tehdidi caydırabilecek bir kapasiteye sahibiz' ifadelerini kullandı.
Bu açıklama aynı zamanda İran'ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumla yürüttüğü gerilimli müzakerelerin gölgesinde yapıldı. ABD ve Avrupa Birliği, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasını talep ederken, Tahran ise bölgedeki askeri varlığını bir pazarlık kozu olarak kullanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bakıri'nin bu söylemi, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri tarafından endişeyle karşılandı. Özellikle Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'nda İran'ın artan hakimiyetinin kendi enerji ihracatını tehdit edebileceğini düşünüyor. ABD ise bölgede 5. Filo'yu bulundurarak deniz güvenliğini sağlamaya çalışıyor. İran'ın bu iddiası, ABD'nin bölgeden kısmi çekilmesi sonrası oluşan güç boşluğuyla da ilişkilendiriliyor.
Uzmanlar, İran'ın boğazdaki hakimiyet iddiasının büyük ölçüde psikolojik ve siyasi bir mesaj olduğunu, ancak gerçek kapasitesinin sınırlı olduğunu belirtiyor. Yine de, Tahran'ın deniz mayınları ve hızlı bot taktikleriyle boğazı geçici olarak kapatma kabiliyetine sahip olduğu biliniyor. Bu durum, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişlere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde Körfez ülkelerine bağımlı olmasa da, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği küresel enerji piyasalarını etkileyerek dolaylı yoldan Türkiye'yi de etkiler. Boğazın olası bir krizi, petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını artırabilir. Ayrıca Türkiye, bölgede İran ile rekabet halinde olan Katar ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkiler yürütüyor. Ankara, bu gelişmeyi hem enerji güvenliği hem de bölgesel dengeler açısından yakından izlemelidir. İran'ın Hürmüz'deki iddiası, Türkiye'nin doğalgaz merkezi olma hedefi ve Doğu Akdeniz'deki enerji faaliyetleriyle birlikte değerlendirildiğinde, bölgesel bir güç mücadelesinin parçası olarak okunabilir.