İran, 2022 Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanmasına rağmen, ülkedeki siyasi ve ekonomik kriz, futbolseverlerin heyecanını büyük ölçüde söndürdü. Yaptırımların derinleştirdiği ekonomik darboğaz, artan enflasyon ve işsizlik, halkın gündelik yaşamını o kadar zorlaştırdı ki, milli takımın başarısına odaklanmak giderek zorlaşıyor. Ayrıca, Mahsa Amini'nin ölümünün ardından başlayan ve aylardır devam eden protesto dalgası, toplumsal gerilimi tırmandırmış durumda. Birçok İranlı, Dünya Kupası'nın rejimin propagandasına dönüşmesinden endişe ediyor ve takıma destek vermekle rejimi protesto etmek arasında bir ikilem yaşıyor.
Gelişmenin arka planı
İran, 2022 Dünya Kupası'na Güney Kore ve Japonya'nın ardından Asya grubunda lider olarak katılmaya hak kazandı. Ancak ülkedeki siyasi durum, sporun birleştirici gücünü gölgede bırakıyor. Eylül ayında Mahsa Amini'nin bekçi güçleri tarafından öldürülmesiyle başlayan hükümet karşıtı protestolar, ülke genelinde binlerce kişinin tutuklanmasına ve onlarca kişinin ölümüne yol açtı. Aynı dönemde İran riyali dolar karşısında rekor seviyede değer kaybetti; temel gıda maddelerinin fiyatı yüzde 50'den fazla arttı. Birçok aile, Dünya Kupası'nı izlemek için uygun televizyon veya internet erişimine sahip değil. Futbol maçlarına dair herhangi bir kamuya açık gösterim, rejim yanlısı etkinlikler olarak algılanıyor ve protestocularla karşı karşıya gelme riski taşıyor.
Bölgesel boyut
İran'daki bu karmaşa, bölgesel güç dengesini de etkiliyor. İran, Suudi Arabistan ve Katar gibi rakiplerinin ev sahipliğinde düzenlenen bir turnuvada yarışıyor. Katar'ın İran'la olan sınırlı ilişkileri ve Arap dünyasındaki hassas denge, İranlı taraftarların seyahatini ve turnuvaya katılımını daha da karmaşık hale getiriyor. Aynı zamanda İran yönetimi, protestoların bastırılması konusunda uluslararası eleştirilere maruz kalırken, Dünya Kupası'na katılım, meşruiyet kazanma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu strateji, hem içeride hem dışarıda beklenen etkiyi yaratmıyor. Birçok İranlı sürgün veya yurt dışındaki vatandaş, Dünya Kupası'nı rejimin baskıcı politikalarını protesto etmek için bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'daki bu hassas durumu yakından izlemelidir. Ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık, İran'dan Türkiye'ye olası bir göç dalgasını tetikleyebilir. Ayrıca, sınır ticareti ve enerji anlaşmaları olumsuz etkilenebilir. Türkiye, bir yandan İran'la komşuluk ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan uluslararası toplumun İran'a yönelik baskılarına karşı dengeli bir politika izlemek zorundadır. İran'daki istikrarsızlık, bölgesel güvenliği tehdit ederken, Türkiye'nin terörle mücadele ve mülteci politikaları üzerinde de baskı yaratabilir. Bu nedenle Ankara, diplomatik kanalları açık tutarak, hem kendi çıkarlarını korumalı hem de insani krizlerin önlenmesi için uluslararası çabalara katkıda bulunmalıdır.