İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu ABD'yi İran'a karşı yeni bir savaşa sürüklemeye çalışmakla suçladı. Arakçi, Netanyahu'nun yolsuzluk davalarından kaynaklanan hapis cezası riskinden kaçmak için bölgesel gerilimi tırmandırdığını iddia etti. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail seçimleri öncesinde Netanyahu'ya verdiği desteğin ardından geldi. Arakçi ayrıca Tahran'ın kendi 'bitmemiş işleri' olduğu uyarısında bulunarak İran'ın olası bir çatışmaya hazır olduğu mesajını verdi.
Netanyahu'nun iç siyasi baskıları ve savaş riski
Arakçi'nin açıklamaları, İsrail'de yaklaşan seçimler ve Netanyahu hakkındaki yolsuzluk davalarıyla doğrudan bağlantılı. Netanyahu, uzun süredir devam eden yolsuzluk davalarında yargılanıyor ve olası bir mahkumiyet halinde hapis cezası alabilir. Arakçi, Netanyahu'nun bu durumdan kurtulmak için dış politika krizlerini kullanabileceğini ve ABD'yi İran'a karşı askeri bir müdahaleye ikna etmeye çalıştığını öne sürdü. Bu tür suçlamalar, İran'ın daha önce de İsrail'i bölgesel istikrarsızlıktan sorumlu tuttuğu açıklamalarla paralellik taşıyor. Ancak Arakçi'nin bu kez doğrudan ABD'yi hedef alması, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde dikkat çekiyor.
Trump'ın Netanyahu'ya seçim öncesi desteğini açıklaması, İran tarafından provokasyon olarak yorumlandı. Trump, görevdeki ilk döneminde İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası izlemiş ve 2020'de İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'ye suikast düzenlemişti. İran, bu suikastın intikamını alma tehdidini sık sık dile getiriyor. Arakçi'nin 'bitmemiş işler' ifadesi, bu türden intikam çağrılarına bir gönderme olarak yorumlanabilir. İran yönetimi, ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz desteğin bölgede istikrarsızlığı artırdığını savunuyor.
Bölgesel gerilim ve diplomatik denklem
İran ile ABD arasındaki ilişkiler, 2015 nükleer anlaşmasından ABD'nin 2018'de çekilmesiyle büyük darbe aldı. Trump'ın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte Tahran üzerindeki baskının artması bekleniyor. İran, nükleer programını genişletme ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırma yoluna gitti. Bu durum, İsrail'in İran'a yönelik olası bir askeri operasyon düzenleme ihtimalini yeniden gündeme getiriyor. Netanyahu hükümeti, İran'ın nükleer silah edinmesini 'varoluşsal tehdit' olarak nitelendiriyor ve askeri seçeneği masada tuttuğunu açıklamış durumda.
Arakçi'nin açıklamaları, İran'ın diplomatik bir mesaj verirken aynı zamanda caydırıcılık mesajı verme çabası olarak değerlendirilebilir. İran, olası bir saldırıya karşı misilleme yapacağını ve bölgedeki vekil güçlerini harekete geçirebileceğini ima ediyor. Lübnan Hizbullahı, Yemen Husileri ve Irak'taki Şii milisler, İran'ın bölgesel etki ağının önemli unsurları. Bu gruplar, İsrail ve ABD hedeflerine yönelik saldırılar düzenleyebilir. Dolayısıyla Arakçi'nin sözleri, sadece bir suçlama değil, aynı zamanda bir gözdağı olarak da okunmalı.
Bölgede artan tansiyon, uluslararası toplumun da dikkatini çekmiş durumda. Avrupa Birliği ve Rusya, taraflara itidal çağrısı yaparken, Çin arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor. Ancak ABD'nin İsrail'e verdiği açık destek, diplomatik çözüm umutlarını zayıflatıyor. İran, nükleer anlaşma müzakerelerini yeniden başlatma konusunda istekli görünmüyor; çünkü ABD'nin yaptırımları kaldırmaya yanaşmadığını düşünüyor. Bu durum, bölgesel bir savaş riskini canlı tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran-ABD-İsrail hattındaki gerilimin doğrudan komşusu ve bölgesel bir aktör olarak yakından ilgileniyor. Olası bir çatışma, Türkiye'nin enerji güvenliğini, sınır güvenliğini ve ekonomik istikrarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İran ile ticari ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda ABD'nin yaptırımlarına karşı denge politikası izliyor. Netanyahu'nun savaş çığırtkanlığı, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrar çağrılarını güçlendirmesini gerektiriyor. Ayrıca Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde; böyle bir gerilim, bu süreci baltalayabilir. Türkiye'nin diplomatik kanalları açık tutması ve tarafları diyaloğa teşvik etmesi kritik önemde.