İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu görüşmeleri kapsamında bulunduğu New York'ta yaptığı açıklamada, "İran'a barış inşa etmek için geldik" dedi. Arakçi'nin bu sözleri, Tahran'ın son aylarda nükleer programı ve bölgesel gerilimler konusunda sürdürdüğü diplomasi trafiğinin son halkası olarak yorumlandı. İranlı diplomat, New York'ta hem BM yetkilileri hem de bazı Batılı mevkidaşlarıyla bir araya gelerek Tahran'ın pozisyonunu iletti.
Arakçi'nin New York diplomasisi ve mesajları
Abbas Arakçi, İran'ın yeni reformist hükümetinin dış politika ekibinin kilit isimlerinden biri. New York'ta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arakçi, İran'ın uluslararası toplumla diyalog kapılarını açık tuttuğunu, ancak egemenlik haklarından taviz verilmeyeceğini vurguladı. Bakan, özellikle nükleer anlaşma (JCPOA) çerçevesinde kapsamlı müzakerelere hazır olduklarını, fakat ABD'nin yaptırımları kaldırması gerektiğini belirtti.
Arakçi'nin temasları arasında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve bazı Avrupalı yetkililerle görüşmeler yer aldı. İran basınına yansıyan bilgilere göre, Arakçi görüşmelerde Gazze'deki insani kriz, Lübnan'daki gerilim ve Yemen'deki durum gibi bölgesel başlıkları da gündeme getirdi. İran'ın bölgesel aktörlerle diyaloğu sürdürme konusundaki istekliliği, son dönemde Suudi Arabistan ile yürütülen normalleşme süreciyle de uyumlu bir tablo çiziyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Nükleer müzakereler ve yaptırımlar
İran'ın New York çıkarması, Batı ile ilişkilerin seyrini belirleme açısından kritik bir dönemeçte gerçekleşiyor. ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve ardından uygulanan azami baskı yaptırımları, İran ekonomisini derinden sarstı. Tahran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini ileri seviyeye taşıyarak yanıt verdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın zenginleştirme düzeyinin yüzde 60'a ulaştığını raporlamış durumda; bu oran silah üretimi için gereken yüzde 90'a yakın bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Arakçi'nin "barış inşa etmek" vurgusu, İran'ın hem yaptırımların hafifletilmesi hem de bölgesel gerilimi düşürme arzusunu yansıtıyor. Ancak İsrail ile yaşanan istihbarat savaşı, Lübnan Hizbullahı'na yönelik operasyonlar ve Suriye'deki İran destekli gruplara yapılan saldırılar, diplomasi kanallarını zorlaştırıyor. New York'ta yapılan açıklamalar, İran'ın en azından kamusal alanda ılımlı bir dil kullanmayı tercih ettiğini gösteriyor.
Avrupa Birliği ve İngiltere, İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerini yineleyerek, müzakerelerin bir an önce başlaması çağrısında bulunuyor. Rusya ve Çin ise İran'a yönelik tek taraflı yaptırımlara karşı çıkarak, diplomatik çözümden yana olduklarını belirtiyor. Bu denklemde Türkiye gibi bölge ülkeleri, İran ile Batı arasında bir denge kurmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın New York'ta "barış" mesajı vermesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ekonomi çıkarları açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, İran ile komşu ve önemli bir ticari ortak; yaptırımların kaldırılması ya da hafifletilmesi, enerji ithalatı ve sınır ticareti üzerinden Türkiye'ye doğrudan ekonomik katkı sağlayabilir. Öte yandan, İran'ın nükleer programındaki ilerleme, bölgede yeni bir silahlanma yarışını tetikleyerek Türkiye'nin güvenlik hesaplarını zorlaştırabilir. Ankara, hem Batı ile ilişkilerini koruyup hem de Tahran ile diyaloğu sürdürerek denge politikası izlemeye devam edecek gibi görünüyor.