İran'ın dini lideri Ali Hamaney, yargı organına ABD ve İsrail'e karşı savaş tazminatı taleplerini içeren davaları kararlılıkla takip etme talimatı verdi. Bu gelişme, İran'ın uzun süredir devam eden ekonomik ve askeri yaptırımlara karşı hukuki yollarla misilleme arayışının son halkası olarak değerlendiriliyor. Hamaney'in talimatı, iki ülkeyle yaşanan gerilimin hukuki alana taşınması anlamına geliyor.
Gelişmenin arka planı
İran yönetimi, 1980-1988 İran-Irak Savaşı'nda Batılı ülkelerin Irak'a verdiği desteği ve daha yakın dönemdeki yaptırımları sık sık gündeme getiriyor. Hamaney'in talimatı, özellikle ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlamasının ardından İran'ın uluslararası hukuk zemininde meşruiyet kazanma çabasının bir parçası. Yargı organına verilen talimat, İran'ın kendi mahkemelerinde açılacak davalarla ABD ve İsrail aleyhine tazminat kararları alınmasının önünü açabilir. Bu tür davaların uluslararası alanda bağlayıcılığı bulunmuyor; ancak İran iç kamuoyunda bir karşılık yaratıyor ve düşman ülkelere karşı bir baskı aracı olarak kullanılıyor.
İran'ın yargı erki daha önce de benzer girişimlerde bulunmuştu. Örneğin, 2020'de ABD'nin İranlı general Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından Tahran, ABD'ye karşı tazminat davası açmıştı. Ancak bu davalar genellikle sembolik düzeyde kaldı. Hamaney'in son talimatı, bu tür girişimlerin sistemli hale getirilmesi ve hükümetin tüm organlarının bu konuda seferber edilmesi çağrısı olarak okunabilir. İran anayasasının 110. maddesi, dini lidere geniş yetkiler tanıyor; bu kapsamda Hamaney'in yargıya doğrudan talimat vermesi olağan bir uygulama.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın bu hamlesi, bölgesel gerilimi artırabilecek nitelikte. ABD ve İsrail, İran'ın nükleer programı ve bölgesel militan gruplara desteği konusunda uzun süredir baskı uyguluyor. İran'ın tazminat talepleri, mevcut yaptırım rejimine karşı bir meydan okuma olarak görülebilir. Uzmanlar, bu tür davaların uluslararası mahkemelerde kabul görmesinin zor olduğunu, ancak İran'ın iç ve dış propagandada bu kartı kullanacağını belirtiyor. Ayrıca, İran'ın bu adımı, nükleer müzakerelerin yeniden başlaması ihtimalinin konuşulduğu bir dönemde geldi. Tahran, Batı ile ilişkilerde elini güçlendirmek için hukuki ve siyasi araçları eş zamanlı kullanmayı hedefliyor.
İsrail cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak İsrail yönetimi, İran'ın bu tür girişimlerini dikkate almıyor ve kendi güvenlik kaygılarını öne çıkarıyor. ABD yönetimi ise İran'ın yargısal adımlarını ciddiye almıyor; Washington, İran'ın asıl sorununun nükleer programı ve bölgesel istikrarsızlık olduğunu vurguluyor. Bu gelişme, Orta Doğu'da tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, taraflar arasındaki psikolojik savaşın bir parçası olarak görülmeli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın ABD ve İsrail'e karşı tazminat arayışı, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik denge politikalarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, hem İran hem de Batı ile ilişkilerini yönetmeye çalışırken, İran'ın bu hamlesi Ankara'nın arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca, İran'ın uluslararası hukuku kullanma çabası, Türkiye'nin de zaman zaman başvurduğu bir yöntem olduğundan, bu tür girişimlerin meşruiyeti konusunda dikkatli bir tutum alması gerekebilir. Enerji ve ticaret bağları göz önüne alındığında, Türkiye'nin İran ile ABD arasındaki gerilimin tırmanmasından olumsuz etkilenmemesi için diplomatik kanalları açık tutması önem taşıyor.