İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) Sözcüsü Ramazan Şerif, 14 Mayıs 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, ülkenin silahlı kuvvetlerinin bugün "geçmişte olduğundan daha hazır" olduğunu belirterek, ABD ve İsrail ile yeniden savaş çıkması halinde Tahran'ın "farklı" türde silahlar kullanacağını iddia etti. Şerif, İran devlet televizyonuna verdiği demeçte, "Bugün, İran İslam Cumhuriyeti'nin silahlı kuvvetlerinin hazırlık düzeyi geçmişte olduğundan çok daha yüksektir" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik son diplomatik çabaların ortasında geldi. Sözcü, "En iyi savunma, güçlü bir saldırı kabiliyetidir" diyerek, ülkesinin savunma doktrinindeki caydırıcılık vurgusuna dikkat çekti.
Gelişmenin arka planı
Ramazan Şerif'in açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını yeniden devreye sokmasının ardından geldi. Trump yönetimi, İran'ın nükleer programını sınırlandırmak için yeni bir anlaşma yapılması çağrısında bulunurken, Tahran yaptırımların kaldırılması konusunda ilerleme kaydedilmeden müzakerelere devam etmeyeceğini belirtiyor. İran, 2015 nükleer anlaşmasının (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) çöküşünün ardından uranyum zenginleştirme programını hızlandırmış ve bu durum İsrail ile ABD'nin endişelerini artırmıştı.
Şerif, "ABD yönetimi yanılsama içinde" diyerek, eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın kitabında İran'ı eleştiren ifadelerine atıfta bulundu. Bolton, ABD'nin İran'ı savaşla tehdit ettiğini ancak bu tehdidi gerçekleştiremeyeceğini yazmıştı. Şerif, bu iddiaları reddetmekle kalmayıp ABD'nin bölgedeki askeri varlığının zayıflığını vurguladı.
İranlı general ayrıca, "mücahit" terimini kullanarak İran'ın savaşma azmine vurgu yaptı. "Bugün İran İslam Cumhuriyeti, kontrollü bir savaşın ötesine geçebilecek tam bir savaş kapasitesine sahiptir" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, İran'ın son yıllarda insansız hava araçları (İHA), balistik füzeler ve siber savaş kapasitesinde kaydettiği ilerlemelerin altını çiziyor. İran, bu silahların komşu ülkeler ve İsrail için bir tehdit oluşturduğunu söylerken, Batılı istihbarat raporları İran'ın nükleer silah geliştirmeye yaklaştığını öne sürüyor; İran ise programının barışçıl olduğunda ısrar ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın bu açıklaması, İsrail ve ABD ile artan gerilimlerin ortasında bölgesel dinamikleri etkileyebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın saldırgan söylemi ve askeri kapasitesindeki artıştan endişe duyuyor. Öte yandan, Çin ve Rusya, İran'a diplomatik ve ekonomik destek sağlamaya devam ederken, Avrupa Birliği nükleer anlaşmayı kurtarma çabalarını sürdürüyor.
İran'ın savaş hazırlığına ilişkin bu açıklamalar, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını da etkileyebilir. İran, dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip ülkelerinden biri ve olası bir çatışma, enerji arzında kesintilere yol açabilir. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliği halen petrol fiyatları üzerinde belirleyici bir faktör olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenlik ve enerji politikaları açısından kritik bir öneme sahiptir. İran ile Irak ve Suriye'de ortak sınırları bulunan Türkiye, olası bir ABD-İran çatışmasından doğrudan etkilenebilir. Çatışma, göç dalgalarına, terör tehdidinin artmasına ve enerji arz güvenliğinin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile ticari ilişkileri (özellikle doğalgaz ithalatı) tehdit altına girebilir. Ankara, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik girişimlerini sürdürmeli ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme politikasını hızlandırmalıdır.