ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın Basra Körfezi'nde yeniden uygulamaya koyduğu deniz ablukası kapsamında iki ticari geminin yön değiştirmek zorunda kaldığını açıkladı. CENTCOM sözcüsü yaptığı yazılı açıklamada, 'ABD askeri güçleri tam uyumu sağlamak için tetikte ve hazır durumdadır' ifadelerini kullandı. Bu gelişme, İran Devrim Muhafızları'nın iki hafta önce bölgedeki ticari gemilere yönelik teftişleri artırdığını duyurmasının ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
İran'ın deniz ablukası, ABD'nin Tahran'a yönelik nükleer müzakerelerdeki çıkmaz nedeniyle uyguladığı yaptırımların sıkılaştırılmasına misilleme olarak değerlendiriliyor. İran yönetimi, uluslararası suların kendi yetki alanına girdiğini iddia ederek ticari gemileri durdurup arama yapma yetkisine sahip olduğunu savunuyor. CENTCOM verilerine göre, son bir ayda en az 5 gemi Hürmüz Boğazı'nda alıkonuldu veya rotasından saptırıldı. Bu durum, küresel petrol taşımacılığının kilit noktası olan boğazda güvenlik endişelerini artırıyor. ABD Donanması, bölgedeki varlığını artırarak seyrüsefer serbestisini korumaya çalışıyor ancak İran'ın asimetrik taktikleri karşısında zorlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Basra Körfezi'ndeki bu gerginlik, yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkelerinin ticaretini de tehdit ediyor. Petrol fiyatları son bir haftada %3 artış gösterdi. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin uluslararası toplumdan sert tepki çekeceğini belirtiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırmayı değerlendiriyor. Öte yandan Çin ve Rusya, İran'ın suçlamalarını reddederken, ABD'nin kışkırtıcı politikalarının sorunu büyüttüğünü savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Basra Körfezi'nden sağladığı için bu abluka doğrudan etkileyebilir. Hürmüz Boğazı'nın kısmen kapatılması, Türkiye'nin ham petrol ve doğal gaz tedarikinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle olan ticari ilişkileri ve bölgedeki yatırımları risk altına girebilir. Ankara, hem ABD hem de İran'la diyaloğunu sürdürerek gerilimin tırmanmasını engellemeye çalışsa da, bu tür gelişmeler Türk dış politikasının esneklik kabiliyetini zorlayabilir.