İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Batı Asya'nın güvenliği ve toprak bütünlüğünün yalnızca bölge ülkeleri tarafından garanti edilebileceğini söyledi. Pezeşkiyan, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını "polise" benzeterek, bölgenin dış müdahaleye ihtiyacı olmadığını vurguladı. Açıklama, Tahran'ın son dönemde ABD ile artan geriliminin bir parçası olarak geldi.
Gelişmenin arka planı
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, başkent Tahran'da düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada, "Batı Asya'nın güvenliği, bölge ülkelerinin kendi işbirliğiyle sağlanmalıdır. Bölgemizde ABD'nin jandarma rolüne ihtiyaç yoktur" ifadelerini kullandı. Pezeşkiyan, söz konusu açıklamayı, İran'ın ev sahipliğinde gerçekleşen ve bölge ülkelerinin katıldığı bir güvenlik konferansında yaptı.
İran Cumhurbaşkanı, bölgede istikrarın ancak komşu ülkeler arasında diyalog ve karşılıklı saygıyla mümkün olacağını belirterek, "Territorial integrity and security of the region can only be guaranteed by its main players and the countries that comprise it" dedi. Bu sözler, İran'ın uzun süredir dile getirdiği, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını sorgulayan politikasının bir yansıması olarak yorumlandı.
Pezeşkiyan'ın açıklamaları, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle Batı ile yaşadığı anlaşmazlıkların gölgesinde geldi. ABD, İran'ın nükleer programını sınırlamak için yaptırımlar uygulamaya devam ediyor. İran ise bu yaptırımları haksız ve baskıcı olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın bu çıkışı, Orta Doğu'da son dönemde yaşanan gelişmelerle yakından ilgili. ABD'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığı, İran'ın güvenlik algısını doğrudan etkiliyor. İran, bölgedeki Şii milis grupları desteklemekle suçlanıyor ve bu durum Suudi Arabistan gibi Sünni ülkelerle rekabeti derinleştiriyor. Öte yandan, İran ile Suudi Arabistan arasında 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla varılan anlaşma, bölgesel gerilimi azaltmaya yönelik bir adımdı.
ABD ise İran'ın bölgedeki etkisini sınırlamak için müttefikleriyle işbirliğini sürdürüyor. Washington, İsrail'in güvenliğini öncelikli görüyor ve İran'ı "destabilize edici aktör" olmakla suçluyor. İran'ın "ABD polisi" söylemi, aslında bölgesel bir güç mücadelesinin retoriği.
Uzmanlar, İran'ın bu söyleminin pratikte bir değişiklik yaratmadığını, ancak bölgesel kamuoyunu etkilemeyi amaçladığını belirtiyor. İran, özellikle Eylül 2024'te İsrail-Hizbullah çatışmalarının yoğunlaşması sonrası, Batı Asya'da kendi etki alanını genişletmeye çalışıyor. Pezeşkiyan'ın açıklamaları, İran'ın "Direniş Ekseni" olarak adlandırdığı müttefikleriyle dayanışma mesajı olarak da okunabilir.
Bölgesel aktörler arasında Katar ve Umman gibi ülkeler, İran ile Batı arasında denge politikası izliyor. Bu ülkeler, ABD'nin askeri varlığına ev sahipliği yapmakla birlikte İran ile de iyi ilişkiler sürdürüyor. Dolayısıyla İran'ın çağrısı, bu ülkelerde geniş yankı bulmayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'ın bu açıklamasını dikkatle izliyor. Türkiye, bölgesel güvenlik mimarisinde ABD'nin rolünü dengeleyici bir aktör olarak kendini konumlandırıyor. İran'ın "ABD polisi" söylemi, Türkiye'nin savunduğu "bölgesel sahiplenme" ilkesiyle örtüşse de, Türkiye'nin NATO üyeliği ve ABD ile stratejik ortaklığı nedeniyle bu söyleme mesafeli yaklaşması beklenir. Öte yandan, Türkiye-İran ilişkileri enerji, ticaret ve sınır güvenliği açısından kritik. İran'ın bölgesel istikrar çağrısı, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki terörle mücadelesiyle de dolaylı olarak bağlantılı. Ankara, bölgesel sorunların bölge ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiğini savunuyor. Bu açıdan Pezeşkiyan'ın sözleri, Türkiye'nin pozisyonuyla kısmen örtüşüyor ancak Türkiye'nin ABD ile ilişkilerini göz önünde bulundurarak temkinli bir yaklaşım sergileyecektir.