İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Hindistan'da düzenlenen BRICS zirvesi kapsamında bir araya gelerek bölgesel gerilimin düşürülmesi ve istikrarın güçlendirilmesi için yürütülen çabaları değerlendirdi. Görüşme, zirvenin marjında gerçekleşti ve iki ülke arasındaki üst düzey diyaloğun sürdüğünü gösterdi. Taraflar, Orta Doğu'da tansiyonun azaltılmasına yönelik ortak iradeyi teyit etti.
Diplomatik temasın arka planı
İran ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki ilişkiler, son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izledi. 2016'da Suudi Arabistan'ın Şii din adamı Nimr el-Nimr'i idam etmesinin ardından BAE, İran ile diplomatik ilişkilerini düşürmüştü. Ancak 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla İran ile Suudi Arabistan arasında varılan anlaşma, bölgede yeni bir diplomasi dalgası başlattı. BAE de bu süreçte İran ile ilişkilerini yeniden tesis etme yönünde adımlar attı. Bu kapsamda iki ülke arasında karşılıklı ziyaretler ve ekonomik iş birliği görüşmeleri hız kazandı.
BRICS zirvesi, İran'ın 2023'te gruba katılmasının ardından katıldığı ilk büyük uluslararası toplantılardan biri olması bakımından önem taşıyor. Hindistan'da düzenlenen zirve, İran'a yönelik Batı yaptırımlarının gölgesinde İran'ın küresel aktörlerle temas kurması için bir platform sunuyor. Abu Dabi Veliaht Prensi'nin de zirvede yer alması, BAE'nin çok yönlü dış politikasının bir yansıması olarak görülüyor.
Görüşmede ele alınan başlıklar arasında, Gazze'deki insani kriz, Kızıldeniz'deki güvenlik durumu, Yemen'deki ateşkes çabaları ve Lübnan'daki siyasi tıkanıklık gibi bölgesel meselelerin yer aldığı tahmin ediliyor. Resmi açıklamalarda detay verilmedi ancak iki liderin, diyalog kanallarının açık tutulması ve çatışmaların diplomasi yoluyla çözülmesi konusunda mutabık kaldığı belirtildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Orta Doğu, son bir yılda İsrail-Hamas savaşı, Husi saldırıları, İran-İsrail gerilimi ve Suriye'deki istikrarsızlık gibi çok katmanlı krizlerle sarsıldı. Bu ortamda İran ile Körfez ülkeleri arasındaki diyalog, bölgesel bir sıcak çatışmanın önlenmesi açısından kritik önem taşıyor. BAE, hem İsrail ile ilişkilerini normalleştiren Abraham Anlaşmaları'na taraf hem de İran ile iş birliğini sürdüren bir aktör olarak denge politikası izliyor. Abu Dabi'nin bu rolü, Batı ile İran arasında bir köprü işlevi görmesini sağlıyor.
BRICS platformu ise küresel güç dengelerindeki kaymayı simgeliyor. İran, Rusya ve Çin ile birlikte Batı karşıtı bir blokta yer alırken, BAE gibi ülkeler aynı platformda hem Batı hem Doğu ile ilişkilerini yönetmeye çalışıyor. Bu görüşme, çok kutuplu dünyada Orta Doğu ülkelerinin kendi çıkarları doğrultusunda esnek ittifaklar kurabildiğini gösteriyor.
İran'ın nükleer programı, bölgesel milis gruplara desteği ve füze kapasitesi, Körfez ülkelerinin güvenlik endişelerinin başında geliyor. BAE, İran ile diyalog yoluyla bu endişeleri azaltmayı ve olası bir çatışmayı önlemeyi hedefliyor. Aynı zamanda ekonomik ilişkiler, özellikle ticaret ve enerji alanında, iki ülke arasındaki bağları güçlendiriyor. İran, yaptırımlar altında BAE üzerinden dolaylı ticaret kanalları bulabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile BAE arasındaki bu üst düzey temas, Türkiye'nin bölgesel diplomasisi açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkiler yürütüyor ve bölgesel gerilimin düşürülmesini destekliyor. Ankara'nın son dönemde BAE ve Suudi Arabistan ile yaşadığı normalleşme süreci, İran ile diyalogla birleştiğinde Türkiye'yi bölgesel bir uzlaşı merkezi konumuna taşıyabilir. Ayrıca, İran-BAE hattındaki yumuşama, enerji güzergahları ve ticaret koridorları açısından Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını olumlu etkileyebilir. Gazze'deki krizin çözümü ve Kızıldeniz'deki güvenlik, Türkiye'nin de doğrudan etkilendiği başlıklar arasında. Bu nedenle, bölgesel istikrar çabalarına Türkiye'nin aktif katılımı kritik önemde.