Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) Direktörü ve Kıdemli Danışmanı Mona Yacoubian, Trump yönetiminin İran rejimine yönelik azami baskı tehditlerinin bir kısmını hayata geçirememesinin, Tahran yönetiminde çatışmada üstünlüğü ele geçirdiği algısını güçlendirdiğini belirtti. Yacoubian'a göre, bu durum İran'ın bölgesel hesaplarını değiştiriyor ve tırmanma riskini artırıyor.
Aşırılıkçı Tehditlerin Uygulanamaması ve Sonuçları
Yacoubian'ın Bloomberg'e yaptığı açıklamalara göre, Trump yönetiminin İran'a yönelik politikası, başlangıçtaki sert söylem ile sahadaki uygulamalar arasında belirgin bir uçurum içeriyor. ABD, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı zaman zaman aşırılıkçı tehditler savurdu; ancak bu tehditlerin çoğu, özellikle askeri müdahale seçeneği, hayata geçirilmedi. Bu tutarsızlık, Tahran'ın gözünde ABD'nin iradesini test eden bir zayıflık işareti olarak algılandı.
İran yönetimi, ABD'nin yaptırımlarına rağmen ekonomik direncini koruduğunu ve askeri olarak caydırıcılığını sürdürdüğünü gösteriyor. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin hükümeti, uluslararası topluma karşı daha meydan okuyucu bir tutum benimsiyor. Uzmanlar, bu algının İran'ı daha riskli adımlara itebileceğini, özellikle de nükleer müzakerelerde elini güçlendirebileceğini veya bölgede vekil güçler aracılığıyla daha agresif faaliyetlerde bulunabileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın kendine güveninin artması, Orta Doğu'da dengeleri değiştiriyor. İsrail, İran'ın nükleer programı konusunda giderek daha fazla endişe duyarken; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, Tahran ile diyalog arayışında. ABD'nin bölgeden askeri olarak çekilme süreci, İran'ın bölgesel nüfuzunu genişletme çabalarına alan açıyor. Aynı zamanda, Çin ve Rusya'nın İran ile artan ilişkileri, Batı'nın yaptırım politikalarının etkisini sınırlıyor.
Yacoubian'ın değerlendirmesi, Washington'un İran'a yönelik politikasının gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor. ABD'nin hem yaptırım hem de diplomasi araçlarını daha etkili kullanarak Tahran'a karşı net bir strateji belirlemesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde, İran'ın üstünlük algısı, bölgesel krizlerin derinleşmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması dolayısıyla bu gerilimden doğrudan etkileniyor. İran'ın bölgesel üstünlük algısı, Suriye ve Irak'taki sahadaki dengeleri değiştirebilir; bu durum Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırabilir. Türkiye, İran'ın nükleer programı konusunda diplomasiyi desteklerken, bölgede istikrarın korunmasını önemsiyor. İran'daki olası bir istikrarsızlık veya çatışma, Türkiye'ye yönelik göç dalgalarını tetikleyebilir ve ekonomik iş birliklerini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, hem ABD hem İran ile dengeli bir diplomasi yürütmeye çalışıyor. Ankara'nın bu süreçte bölgesel istikrarı gözeten bir arabulucu rolü üstlenmesi bekleniyor.