İran, Pazartesi günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu öncesinde İsrail'i Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'da "soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar" işlemekle suçlayarak uluslararası toplumu Filistinlilerin öldürülmesini durdurmak için "ciddi ve kararlı adımlar" atmaya çağırdı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, İran'ın BM Daimi Temsilciliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in saldırılarının sona erdirilmesi için acil eylem çağrısı yapıldı.
İran'dan BM Genel Kurulu öncesi sert açıklama
İran'ın Birleşmiş Milletler nezdindeki Daimi Temsilciliği, New York'ta düzenlenecek BM Genel Kurulu toplantıları öncesinde yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki eylemlerini "soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar" olarak nitelendirdi. Açıklamada, uluslararası toplumun "ciddi ve kararlı adımlar" atarak Filistin halkına yönelik saldırıları durdurması gerektiği vurgulandı. İran, BM Genel Kurulu'nun bu konuda somut adımlar atması gerektiğini belirterek, İsrail'e yönelik yaptırım ve kınama çağrısı yaptı.
İran'ın açıklaması, BM Genel Kurulu'nun yıllık toplantıları öncesinde İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve diğer bölgesel aktörlerin de benzer çağrılar yaptığı bir dönemde geldi. Tahran yönetimi, uzun süredir Filistin davasını destekliyor ve İsrail'i bölgedeki istikrarsızlığın ana kaynağı olarak gösteriyor. İran Dini Lideri Ali Hamaney, geçtiğimiz haftalarda yaptığı konuşmalarda İsrail'e karşı "direniş ekseni"nin güçlü olduğunu ve Filistinlilerin yalnız olmadığını söylemişti.
İran'ın BM Daimi Temsilciliği'nin açıklamasında ayrıca, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerine de dikkat çekildi ve bu faaliyetlerin uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtildi. Açıklamada, BM Güvenlik Konseyi'nin İsrail'e yönelik herhangi bir yaptırım kararı alamaması eleştirilerek, özellikle ABD'nin veto yetkisini kullanması kınandı. İran, BM Genel Kurulu'nda Filistin konusunun öncelikli gündem maddesi olması gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran'ın açıklaması, Orta Doğu'da artan tansiyonun bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve Batı Şeria'daki operasyonları, bölgede geniş yankı uyandırmış durumda. İran, Suriye ve Lübnan'daki müttefikleri aracılığıyla İsrail'e karşı dolaylı bir baskı oluşturmayı hedefliyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri de Filistin konusunda diplomatik girişimlerde bulunuyor; ancak İran'ın açıklamaları, Arap dünyasında İsrail'e karşı ortak bir cephe oluşturma çabalarını zorlaştırabilir.
BM Genel Kurulu'nda bu yıl Filistin konusunun yoğun şekilde tartışılması bekleniyor. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi, İsrail karşıtı birçok ülke, İsrail'in insan hakları ihlallerini gündeme getirecek. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nde kalıcı bir çözüm bulunması zor görünüyor; zira ABD, İsrail'i korumaya devam ediyor. İran'ın sert söylemi, İslam dünyasında yankı bulsa da, pratikte ne kadar etkili olacağı belirsiz. Tahran, aynı zamanda nükleer anlaşma müzakereleri ve bölgesel güvenlik konularında Batı ile diyalog arayışını sürdürüyor; bu nedenle İsrail karşıtı açıklamaları, Batı ile ilişkileri germeden denge politikası izliyor.
İran'ın açıklaması, aynı zamanda İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının uluslararası alanda artan tepkilere yol açtığını gösteriyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, İsrail'in eylemlerini savaş suçu olarak nitelendirmişti. BM Genel Kurulu'nda bu konuda bir karar tasarısı sunulması bekleniyor; ancak ABD'nin tutumu belirleyici olacak. İran, bu süreçte Filistin yanlısı ülkeleri bir araya getirerek İsrail'e karşı diplomatik baskıyı artırmayı amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın BM Genel Kurulu öncesi İsrail'e yönelik suçlamaları, Türkiye'nin Filistin politikasıyla örtüşüyor. Türkiye, uzun süredir İsrail'in Gazze'deki saldırılarını "savaş suçu" olarak nitelendiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. İran ile Türkiye, Filistin konusunda benzer pozisyonlara sahip olsa da, bölgesel nüfuz mücadelesi ve Suriye, Irak gibi konulardaki farklılıklar işbirliğini sınırlıyor. Bu açıklama, Türkiye'nin BM Genel Kurulu'nda izleyeceği hattı etkileyebilir; Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirilerini daha da sertleştirmesi ve İslam dünyasını ortak tavır almaya çağırması beklenebilir. Ayrıca, İran'ın açıklaması, Türkiye'nin bölgesel denge politikasında yeni bir manevra alanı yaratabilir.