Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) para politikasına yön veren isimlerden eski başekonomist Toshihiro Nagahama, İran ile Batılı ülkeler arasında varılması muhtemel bir barış anlaşmasının BOJ'un faiz artırma planları üzerinde anlamlı bir etki yaratmayacağını söyledi. Nagahama'ya göre, jeopolitik gerilimlerin azalmasıyla petrol fiyatlarında beklenen düşüş, Japon ekonomisinde enflasyonu ancak sınırlı ölçüde aşağı çekebilir. Bu durum, BOJ'un kademeli faiz artışı stratejisini değiştirmesi için yeterli bir neden sunmuyor. Uzman, merkez bankasının asıl odak noktasının iç talebin gücü ve ücret artışlarının sürdürülebilirliği olduğunu vurguladı.
Barışın Petrol Fiyatlarına Olası Etkisi
İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle uygulanan yaptırımların hafifletilmesi, küresel petrol arzında önemli bir artışa yol açabilir. Tahminler, İran'ın yaptırımlar öncesindeki günlük 3,8 milyon varil üretim kapasitesine kısmen dönmesinin ham petrol fiyatlarını varil başına 5-10 dolar düşürebileceğini gösteriyor. Ancak Nagahama, bu düşüşün Japonya gibi enerji ithalatçısı ülkelerde tüketici fiyatlarına yansımasının sınırlı olacağını belirtiyor. “Petrol fiyatlarındaki yüzde 10'luk bir düşüş, Japonya'da genel enflasyonu ancak 0,1-0,2 puan azaltabilir. Bu da BOJ'un yüzde 2 enflasyon hedefi açısından kritik bir değişiklik yaratmaz” diye konuştu.
BOJ, geçtiğimiz yıl mart ayında negatif faiz politikasına son vererek kısa vadeli faiz oranını yüzde 0,25'e yükseltmişti. Ekim ayında yapılan toplantıda faiz oranının sabit tutulmasına karar verilirken, piyasalar yıl sonuna kadar olası bir artışa odaklanmış durumda. Nagahama, merkez bankasının enflasyon görünümünde “beklenmedik bir iyileşme” olmadığı sürece faiz artışlarına devam edeceğini öngörüyor. Bu bağlamda, İran ile barış anlaşması BOJ'un kararlarını etkileyecek bir “beklenmedik gelişme” olarak görülmüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Asya-Pasifik bölgesinde enflasyonla mücadele eden merkez bankaları, İran barışının enerji maliyetlerini düşürerek kendilerine manevra alanı açabileceğini umuyor. Ancak Nagahama, bu etkinin abartılmaması gerektiğini söylüyor. “Küresel petrol piyasasında belirleyici olan faktör, OPEC+'ın üretim politikaları ve ABD'deki şeyl üretimi. İran'ın dönüşü kısa vadede bir arz şoku yaratabilir, ancak kartel üyeleri buna karşı üretim kısıntılarıyla dengelemeye çalışacaktır” dedi.
Japonya özelinde, BOJ'un faiz artışları ülkedeki tahvil getirilerini yukarı çekerken, küresel yatırımcıların dikkati BOJ'un sözlü yönlendirmelerine odaklanmış durumda. İran anlaşmasının gerçekleşmesi halinde, Japon hisse senetlerinde enerji maliyetlerindeki düşüşe bağlı kısa vadeli bir yükseliş görülebilir. Ancak Nagahama, BOJ'un politika duruşunun değişmeyeceğini ve bunun da uzun vadede yenin değerlenmesine yol açabileceğini belirtiyor. Güçlü yen, ihracatçı firmaların rekabet gücünü olumsuz etkilerken, ithalat maliyetlerini düşürecek. Bu dengeler, Tokyo'nun ticaret politikasını da şekillendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile olası bir barış anlaşması, Türkiye için enerji maliyetlerinde doğrudan bir rahatlama anlamına gelebilir. Türkiye, doğalgaz ve petrol ithalatında İran'a bağımlı olmasa da küresel enerji fiyatlarındaki düşüş cari açığı azaltıcı etki yaratır. Ancak BOJ'un faiz artış politikası, küresel faiz ortamının yüksek kalacağına işaret ediyor. Bu durum, Türkiye'nin dış finansman maliyetlerini ve kur üzerindeki baskıyı artırabilir. Ayrıca gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarının yavaşlaması, Türkiye gibi ülkelerin borçlanma koşullarını zorlaştırabilir. Dolayısıyla İran barışı kısa vadede enerji faturasını hafifletse de, küresel para politikalarının sıkı duruşu Türkiye ekonomisi için risk oluşturmaya devam ediyor.