İranlı yetkililer ve danışmanlar, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran'a yönelik askeri operasyonları tırmandırması durumunda, misilleme olarak Avrupa'daki askeri hedeflere saldırı düzenlenmesini öngören planlar üzerinde çalışıyor. Konuya yakın kaynaklar, Tahran'da yeniden bir çatışmanın kaçınılmaz görüldüğünü ve bu nedenle ABD'nin Orta Doğu dışındaki varlıklarına yönelik yanıt seçeneklerinin masada olduğunu belirtiyor. Bu bilgiler, Reuters'ın konu hakkında görüştüğü üst düzey İranlı yetkililer ve diplomatlar tarafından aktarıldı.
Gelişmenin arka planı
İran'ın bu planları, ABD ile İran arasındaki gerilimin son haftalarda önemli ölçüde arttığı bir dönemde ortaya çıktı. Trump yönetimi, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerde ilerleme sağlanamaması ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürütülen saldırılar nedeniyle Tahran'a yönelik tehditlerini artırdı. İran ise, ABD'nin yaptırımlarının ekonomisini felç ettiğini ve askeri seçeneklerin masada olduğunu savunuyor.
İranlı yetkililere göre, Avrupa'daki hedefler arasında ABD askeri üsleri, istihbarat tesisleri ve hatta bazı Avrupa ülkelerindeki savunma sistemleri yer alabilir. Bu planların, ABD'nin İran topraklarına yönelik doğrudan bir saldırı düzenlemesi durumunda devreye sokulması öngörülüyor. İran'ın, Orta Doğu dışındaki ABD çıkarlarını hedef alabilecek kapasiteye sahip olduğu, özellikle balistik füzeler ve insansız hava araçları üzerindeki çalışmalarıyla biliniyor.
Konuşulan kaynaklardan biri, "Tahran'da savaşın kaçınılmaz olduğu yönünde güçlü bir inanç var. Bu nedenle, misilleme seçeneklerimizi genişletiyoruz. Avrupa'daki ABD üsleri ve müttefik ülkelerdeki tesisler bizim için meşru hedeflerdir" dedi. Ancak planların henüz uygulanmadığı ve nihai onayın İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'e ait olduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, yalnızca ABD-İran gerilimini değil, aynı zamanda uluslararası güvenlik dengelerini de etkileyecek nitelikte. İran'ın Avrupa'daki hedefleri vurma ihtimali, NATO'nun Avrupa'daki savunma planlamasını derinden sarsabilir. İttifak üyeleri, şu ana kadar İran'ın doğrudan saldırısına karşı önlemleri ağırlıklı olarak füze savunma sistemleri üzerine kurmuş durumda. Ancak İran'ın bu planları, Avrupa ülkelerinin güvenlik mimarisini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir.
Uzmanlar, İran'ın bu tür bir hamlesinin, ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan İngiltere, Fransa gibi ülkelerle doğrudan bir çatışma riskini de beraberinde getireceğini vurguluyor. Bu durum, küresel enerji piyasalarında da dalgalanmalara neden olabilir; çünkü İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü ve buna olası bir misilleme, petrol fiyatlarını etkileyebilir. Özellikle Avrupa'nın enerji arz güvenliği açısından kritik bir dönemde bu tür bir tehdit, Avrupa Birliği'ni yeni yaptırım kararları almaya itebilir.
Biden yönetimi döneminde nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik çabaların başarısız olması ve Trump'ın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte İran'a yönelik "azami baskı" politikasının geri dönmesi, taraflar arasındaki güveni iyice zedeledi. İran, Trump'ın ilk döneminde uygulanan politikaların, ülkesini ekonomik çöküşün eşiğine getirdiğini ve bu kez daha sert bir yanıt vermeye kararlı olduğunu sinyallerini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın Avrupa'daki ABD hedeflerine yönelik saldırı planları, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Türkiye, hem NATO üyesi hem de İran ile kara sınırına sahip bir ülke olarak bu gerilimin ortasında yer alıyor. Olası bir çatışma, Türkiye'nin güneydoğusunda güvenlik risklerini artırabilir ve bölgedeki enerji hatlarının güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji faaliyetleri ve Rusya ile ilişkileri de bu dengeden etkilenebilir. Ankara, hem ABD hem İran ile diyalog kanallarını açık tutarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için arabuluculuk rolü üstlenebilir. Bu nedenle Türkiye'nin, tarafları itidale davet eden ve barışçıl çözümü önceleyen bir dış politika izlemesi beklenir.