Washington'da siyasi tansiyon yükseliyor: İran'la yapılan ve kapsamı gizli tutulan yeni bir anlaşma, ABD Kongresi'nin her iki kanadında da tepki çekti. Beyaz Saray'ın anlaşmayı milletvekillerine göstermekten kaçındığı iddiaları, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat senatörlerin ortak çağrısına yol açtı. Anlaşmanın ayrıntılarının kamuoyundan ve hatta yasama organından saklanması, Amerikan siyasetinde şeffaflık ve ulusal güvenlik dengesine dair ciddi soru işaretleri doğurdu.
Gelişmenin arka planı
İddiaya göre, ABD yönetimi İran'la nükleer programın belirli yönlerini düzenleyen yeni bir mutabakat imzaladı. Ancak bu mutabakat, Kongre üyelerine dahi tam metniyle sunulmadı. Özellikle Dışişleri Komitesi'ndeki üst düzey senatörler, anlaşmanın içeriği hakkında yeterli bilgilendirme yapılmadığını belirtiyor. Cumhuriyetçi senatör Jim Risch, 'Bu anlaşma, Amerikan halkının ve onların temsilcilerinin bilgisi dışında imzalanamaz. Beyaz Saray, Kongre'yi atlayarak hareket edemez' dedi. Demokrat kanattan da benzer eleştiriler geliyor. Senatör Chris Murphy, 'Anlaşmanın ayrıntılarını görene kadar desteğimizi veremeyiz. Şeffaflık, ulusal güvenlik politikamızın temelidir' ifadelerini kullandı.
İran tarafı ise anlaşmanın içeriğine dair henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Tahran yönetimine yakın kaynaklar, anlaşmanın uranyum zenginleştirme kapasitesine sınırlamalar getirdiğini öne sürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın 'diplomatik kanalların bir parçası' olduğunu ve Kongre'nin bilgilendirileceğini belirtti, ancak net bir takvim vermedi.
Bölgesel ve küresel boyut
İran nükleer anlaşması, Obama döneminde imzalanan ve Trump yönetiminin ayrıldığı JCPOA'nın (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) gölgesinde tartışılıyor. Bu yeni anlaşmanın, JCPOA'nın bazı hükümlerini yeniden canlandırmayı hedeflediği belirtiliyor. Ancak İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler, İran'ın nükleer programına tam kapsamlı bir denetim getirilmediği takdirde anlaşmanın yetersiz kalacağı uyarısında bulunuyor. Uluslararası uzmanlar, anlaşmanın gizliliğinin bölgede güvensizliği artırdığını ve tansiyonu yükselttiğini ifade ediyor. BBC'nin konuyla ilgili analizinde, 'Anlaşma metnindeki belirsizlikler, İran'ın nükleer silah üretme potansiyelini tam olarak ortadan kaldırmıyorsa, bölgesel bir silahlanma yarışı tetiklenebilir' yorumu yapılıyor.
Bu arada Rusya ve Çin, İran'la nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına olumlu baktıklarını açıkladı. Avrupa Birliği ise anlaşmanın içeriğini öğrenmek için ABD'ye resmi başvuruda bulundu. Tahran'ın, anlaşmayı uluslararası topluma sunmaya sıcak bakmadığı; kendi çıkarlarına en uygun şartları elde etmek için süreci uzattığı iddia ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'la ABD arasında yapılacak olası bir nükleer anlaşma, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından doğrudan sonuçlar doğurur. Türkiye, İran'dan doğalgaz ve petrol ithal eden bir ülke olarak, Tahran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesinden olumlu etkilenebilir. Ancak anlaşmanın şeffaf olmaması, bölgede güvensizlik yaratırken, İran'ın nükleer programının askeri boyut kazanması endişesi, Türkiye'nin güvenlik hesaplarını da etkiler. Türkiye, nükleer silahsızlanma ve bölgesel diyalogdan yana bir politika izlese de, ABD-İran arasındaki bu tür gizli mutabakatlar Ankara'yı dışarıda bırakarak, Türkiye'nin bölgesel aktör rolünü zayıflatabilir. Dolayısıyla Türkiye, enerji ve güvenlik alanlarında bu gelişmeleri yakından takip etmeli ve kendi çıkarlarını koruyacak diplomatik adımları atmalıdır.