İran resmi makamları, ABD güçlerinin Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesinin Kuhestak bölgesinde bir düğün törenini hedef alan hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Saldırıda ilk belirlemelere göre 5 kişi hayatını kaybetti, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 63 kişi yaralandı. İranlı yetkililer, saldırının düğün konvoyunu hedef aldığını ve bölgede geniş çaplı bir yıkıma yol açtığını aktardı. Olay, ABD ile İran arasında Körfez bölgesinde artan gerilimin ortasında geldi.
Saldırının ayrıntıları ve ilk tepkiler
İran devlet ajansı IRNA'nın haberine göre, saldırı yerel saatle akşam saatlerinde, Kuhestak kırsalında bir düğün töreni sırasında gerçekleşti. Görgü tanıkları, düğün konvoyuna yönelik hava saldırısı düzenlendiğini ve ardından büyük bir patlama meydana geldiğini bildirdi. Bölgeye çok sayıda ambulans ve kurtarma ekibi sevk edilirken, yaralılar çevredeki hastanelere kaldırıldı. Hürmüzgan Üniversitesi Tıp Bilimleri Başkanı Dr. Fereydun Abbasi, yaralıların bir kısmının durumunun ağır olduğunu, ölü sayısının artabileceğini açıkladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi yaptığı açıklamada, saldırıyı şiddetle kınayarak, “Bu vahşi saldırı, ABD'nin bölgedeki istikrarsızlığa verdiği desteğin bir başka örneğidir. İran, bu tür eylemlerin hesabını uluslararası platformlarda soracaktır” ifadelerini kullandı. Bekayi, saldırının uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı olduğunu belirterek, BM Güvenlik Konseyi'ne acil toplantı çağrısında bulundu.
ABD tarafından ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak, Pentagon kaynaklarına dayandırılan bazı haberlere göre, saldırının Husi hedeflerine yönelik olduğu iddia edilse de, bölgedeki sivil kayıplara ilişkin soruşturma başlatıldığı öne sürüldü. Bu arada, sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, saldırının ardından bölgede büyük bir yangın çıktığı ve dumanların yükseldiği görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırı, Ortadoğu'da tansiyonun giderek yükseldiği bir dönemde gerçekleşti. Son haftalarda ABD ve Birleşik Krallık, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları nedeniyle Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik hava operasyonlarını yoğunlaştırmıştı. İran'ın Husilere verdiği destek, Tahran ile Washington arasındaki gerilimi artırıyor. Bu operasyonun Sirik kıyılarına yakın bir bölgede yapılması, dikkatleri Hürmüz Boğazı'na çevirdi. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolu, daha önce de İran'ın tehditleri nedeniyle uluslararası piyasalarda tedirginlik yaratmıştı.
Saldırının bir düğün törenini hedef alması, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, sivil kayıplara ilişkin derin endişelerini dile getirerek, bağımsız bir soruşturma çağrısı yaptı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ise, “Sivillere yönelik saldırılar kabul edilemez. Tüm tarafları uluslararası hukuka saygı göstermeye çağırıyoruz” açıklamasında bulundu. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği de saldırıyı kınayan bildiriler yayımladı.
Öte yandan, İran'ın düğün saldırısını ABD'ye karşı bir misilleme aracı olarak kullanabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, Tahran'ın bu olayı, Körfez'deki ABD askeri varlığına karşı meşru bir gerekçe olarak sunabileceğini ve bölgede daha geniş bir çatışmanın fitilini ateşleyebileceğini ifade ediyor. Özellikle İran'ın nükleer programı konusundaki müzakerelerin çıkmaza girdiği bir dönemde, bu tür bir krizin diplomasiye etkisi merak ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, Türkiye'nin doğrudan sınır komşusu olan İran'daki istikrarı doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Türkiye, uzun yıllardır İran ile sınır güvenliği ve bölgesel iş birliği konularında hassas bir denge yürütüyor. İran'da yaşanacak olası bir iç karışıklık veya ABD ile askeri bir çatışma, Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir; ayrıca enerji arz güvenliği açısından kritik olan Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, küresel enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin bölgede arabulucu rolü oynama çabaları da göz önüne alındığında, bu tür bir kriz, Ankara'nın hem Washington hem de Tahran ile diyalog kanallarını zorlayabilir. Türk diplomasisinin önümüzdeki süreçte gerginliği azaltmaya yönelik girişimlerde bulunması beklenir.