İran, Salı gecesi Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün'deki askeri hedeflere yönelik eş zamanlı saldırılar düzenledi. Tahran yönetimi, saldırıların ABD Beşinci Filosu'nun komuta merkezini tam isabetle vurarak imha ettiğini iddia etti. Bu gelişme, ABD'nin son haftalarda bölgede artan askeri varlığı ve İran'a yönelik yeni yaptırım dalgasının ardından geldi. Saldırılarda ölü veya yaralı sayısına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, bölgesel gerilim tehlikeli bir eşiğe ulaştı.
Gelişmenin arka planı: ABD-İran gerginliği tırmanıyor
İran'ın bu saldırıları, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını yeniden devreye sokmasının ardından geldi. Washington, nükleer müzakerelerin çıkmaza girmesi ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması üzerine bölgedeki askeri varlığını artırmıştı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), son iki hafta içinde Basra Körfezi'ne iki uçak gemisi konuşlandırarak İran'a gözdağı vermişti.
İranlı yetkililer, saldırıların ABD'nin 'saldırgan politikalarına' bir yanıt olduğunu ve 'işgalci güçlerin bölgeden çekilmesi sağlanana kadar' devam edeceğini duyurdu. Saldırıda kullanılan silahların türü henüz netlik kazanmazken, İran devlet televizyonu, 'hassas güdümlü füzeler' ve 'kamikaze dronlar' kullanıldığını öne sürdü.
Bölgesel ve küresel boyut: Körfez'de yeni bir savaşın eşiği
İran'ın üç ayrı ülkedeki hedefleri vurması, bölgesel çatışmayı doğrudan komşu ülkelere taşıma riskini beraberinde getiriyor. Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün yönetimleri henüz resmi bir kınama yayınlamazken, acil toplantılar düzenliyor. Bahreyn'deki ABD Donanma Destek Tesisi'nin hedef alınması, Körfez'deki Amerikan üslerinin güvenliğine ilişkin ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın bu hamlesini 'savaş provokasyonu' olarak nitelendirirken, Rusya ve Çin tarafları itidale çağırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplanması bekleniyor. Uzmanlar, İran'ın bu saldırısının, ABD'ye karşı 'asimetrik savaş' doktrininin bir parçası olduğunu ve Tahran'ın doğrudan bir çatışmadan kaçınırken, vekil güçler ve uzun menzilli füze saldırılarıyla varlık gösterdiğini belirtiyor.
Petrol fiyatları, saldırı haberlerinin ardından yüzde 4'ün üzerinde yükseldi. Analistler, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin tehlikeye girmesi durumunda küresel enerji piyasalarında ciddi bir kriz yaşanabileceği uyarısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın bu saldırısı, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir kriz hattı oluşmasına yol açabilir. Türkiye, Körfez'deki gerilimin artması halinde, enerji tedarik güvenliği ve sığınmacı akını riskiyle karşı karşıya kalabilir. Ankara, İran'la geleneksel olarak dengeli ilişkiler yürütmekle birlikte, ABD ile de stratejik ortaklığını sürdürmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin, çatışmanın tarafları arasında arabuluculuk rolü üstlenmesi ve kendi güvenlik çıkarlarını koruyacak bir denge politikası izlemesi bekleniyor. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki enerji faaliyetleri de bölgesel istikrarsızlıktan etkilenebilir.