İran, ABD ile yürüttüğü nükleer müzakereleri askıya aldığını duyururken, İsrail ordusuna Lübnan'a kara harekâtı başlatma emri verildi. Bu iki gelişme, Ortadoğu'da tansiyonun tehlikeli bir şekilde yükseldiğine işaret ediyor. İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in danışmanı Muhsin Rızai, "silahlı kuvvetlerin sabrının sınırı olduğunu" belirterek, İran'ın ABD'nin devam eden askeri ablukasına daha fazla tahammül etmeyeceğini söyledi.
Görüşmelerin askıya alınması ve İran'ın tutumu
İran'ın nükleer programı konusunda ABD ile yürütülen dolaylı müzakereler, Tahran'ın tek taraflı kararıyla durduruldu. Devrim Muhafızları eski komutanı ve şu anki dini lider danışmanı Muhsin Rızai, devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, "Müzakere masasında sabır gösterdik, ancak silahlı kuvvetlerin sabrının da bir sınırı var" dedi. Rızai, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını ve İran'a yönelik yaptırımları 'abluka' olarak nitelendirerek, bu durumun sürdürülemez olduğunu vurguladı. İran yönetimi, özellikle Basra Körfezi'ndeki deniz güvenliği ve nükleer tesislerinin denetimi konularında Washington'la doğrudan bir ilerleme kaydedilemediğini savunuyor. Uzmanlar, bu hamlenin İran'ın müzakerelerde elini güçlendirme girişimi olduğunu, ancak aynı zamanda askeri bir çatışma riskini de artırdığını belirtiyor.
İran'ın bu kararı, ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan İsrail ve Suudi Arabistan'ı endişelendiriyor. Özellikle İsrail, İran'ın nükleer programa ilişkin her türlü müzakerenin durmasını ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit olarak görüyor. Tahran yönetimi ise müzakere kapısını tamamen kapatmadığını, ancak ABD'nin ön koşulları dayatması halinde geri adım atmayacağını sinyalliyor.
İsrail'in Lübnan kara harekâtı emri
Öte yandan İsrail Genelkurmay Başkanlığı, Lübnan sınırında konuşlu birliklere 'sınırlı kara harekâtı' başlatma emri verdi. İsrail ordusu, Hizbullah'ın sınıra yakın bölgelerdeki askeri altyapısını hedef almayı planlıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan'dan gelecek her türlü tehdide karşı 'sert ve kararlı' bir karşılık verileceğini açıkladı. Hizbullah ise İsrail'in bu hamlesine karşılık olarak İsrail'in kuzeyindeki askeri noktalara roket saldırıları düzenledi. Çatışmaların her iki tarafta da sivil kayıplara yol açtığı bildiriliyor.
Bu gelişme, İsrail ile Lübnan arasında 2006 savaşından bu yana en ciddi askeri tırmanma olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, taraflara itidal çağrısı yaparken, ABD ve Fransa arabuluculuk girişimlerini hızlandırdı. Ancak İran'ın müzakere masasından çekilmesi, bölgesel krizin çözümünü daha da karmaşık hale getiriyor. Analistler, İran'ın Hizbullah üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, Tahran'ın bu hamlesinin Lübnan cephesinde daha geniş çaplı bir çatışmayı tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin kesintiye uğraması ve İsrail'in Lübnan'a kara harekâtı emri, Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarı doğrudan etkileyebilecek gelişmelerdir. Türkiye, bölgesel bir güç olarak hem İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürmekte, hem de NATO üyesi olarak İsrail'le sınırlı bir diyaloga sahiptir. Bu gerilim, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini ve Suriye'deki askeri varlığını da etkileyebilir. Ankara, tarafları itidale çağırırken, krizin yayılması halinde mülteci akını ve terör tehdidi gibi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Türkiye'nin diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması bekleniyor.