İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesinin Amerika Birleşik Devletleri ile bir mutabakat zaptı imzalamasının Pazar günü gerçekleşmeyeceğini, ancak önümüzdeki günlerde bu anlaşmanın imzalanmasının mümkün olduğunu açıkladı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, Bekayi haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, İslamabad Mutabakat Zaptı'nın savaşın sonlandırılmasına odaklandığını, nükleer konunun ise bu belge kapsamında yer almadığını vurguladı. İranlı diplomat, İslam Cumhuriyeti'nin müzakere sürecine bağlılığını yinelerken, anlaşmanın henüz son şeklini almadığını ve teknik detaylar üzerinde çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Gelişmenin arka planı
Son haftalarda İran ve ABD arasında dolaylı görüşmeler yoğunlaşmıştı. İslamabad'da yapılan müzakerelerde, tarafların bölgesel gerilimi azaltmayı ve bazı konularda karşılıklı taahhütler içeren bir mutabakat zaptı üzerinde çalıştığı biliniyordu. İranlı yetkililer, anlaşmanın özellikle bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesi ve ekonomik iş birliği alanlarında somut adımlar içereceğini ifade etmişti. Bekayi, söz konusu mutabakat zaptının bir barış anlaşması olmadığını, aksine taraflar arasındaki diyaloğu kurumsallaştıracak bir çerçeve belge niteliği taşıdığını söyledi. İranlı sözcü, 'Anlaşma imzalandığında, savaşın sonlandırılması için bir yol haritası sunacak. Ancak nükleer mesele ayrı bir süreçte ele alınacak' dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmanın imzalanma takvimindeki belirsizlik, uluslararası toplumda farklı yorumlara yol açtı. Bazı analistler, İran'ın müzakere sürecinde elini güçlendirmek için zaman kazanmaya çalıştığını öne sürerken, diğerleri anlaşmanın kapsamı ve nükleer dosyanın dışarıda bırakılmasının ABD'nin İran'ın nükleer programına yönelik endişelerini gidermekten uzak olduğunu belirtiyor. Öte yandan, Körfez ülkeleri ve İsrail'in anlaşmaya temkinli yaklaştığı, Avrupa Birliği'nin ise diyaloğu memnuniyetle karşıladığı ancak nükleer konunun da masada olması gerektiğini vurguladığı bildiriliyor. İran'ın bu hamlesi, ABD ile yeni bir müzakere döneminin başlangıcı olarak görülürken, bölgesel güç dengeleri üzerinde de önemli etkiler yaratması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki bu gelişmeyi yakından izliyor. İran ile komşu olan ve ikili ticaret hacmini artırmayı hedefleyen Ankara, Tahran ile Washington arasındaki yumuşamanın bölgesel istikrara katkı sunmasını bekliyor. Ancak nükleer dosyanın anlaşma dışında bırakılması, Türkiye'nin ulusal güvenlik endişeleri açısından soru işaretleri yaratıyor. Daha önce nükleer anlaşma sürecinde aktif rol oynayan Türkiye, bu kez de taraflar arasında arabuluculuk yapabileceğini sinyallemişti. Öte yandan, İran ile ABD arasındaki gerilimin azalması, Türkiye'nin enerji ithalatı ve bölgesel ticaret yolları üzerinde olumlu etkiler yaratabilir. Ancak anlaşmanın henüz imzalanmamış olması, sürecin kırılgan olduğunu ve Türkiye'nin diplomatik girişimlerini sürdürmesi gerektiğini gösteriyor.