İran, ABD ile arabulucular aracılığıyla yürüttüğü dolaylı müzakereleri askıya aldığını duyurdu. Tahran yönetimi ayrıca, “Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapatılması” için hazırlıklara başlandığını açıkladı. İran devlet medyasına göre, bu kararın gerekçesi olarak İsrail’in Lübnan’da “süren suçları” ve herhangi bir cephedeki ateşkes ihlalinin genel ateşkesi geçersiz kılacağı belirtildi. Gelişme, bölgede tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde geldi ve uluslararası toplumda endişeyle karşılandı.
Gelişmenin arka planı
İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakereler, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılması çabaları kapsamında Umman ve Katar gibi ülkelerin arabuluculuğunda yürütülüyordu. Son iki yılda birkaç tur görüşme yapılmış, ancak ilerleme kaydedilememişti. İran’ın yeni cumhurbaşkanı İbrahim Reisi döneminde müzakere pozisyonu sertleşmişti. Tahran, ABD’nin nükleer anlaşmaya dönüşü ve tüm yaptırımların kaldırılması konusunda somut adımlar atmamasını eleştiriyordu.
Hürmüz Boğazı tehdidi ise yeni bir boyut. Dünya petrolünün yaklaşık %20'sinin geçtiği bu stratejik su yolu, daha önce de İran tarafından tehdit edilmişti. İran Devrim Muhafızları, boğazı kapatma kabiliyetine sahip olduğunu sık sık vurguluyor. Ancak “tamamen kapatma” ifadesi, önceki tehditlerden daha kapsamlı bir adımın sinyalini veriyor. İran yönetimi, İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarını ve Gazze’deki operasyonlarını gerekçe gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Ortadoğu’da zaten kırılgan olan dengeleri daha da bozabilir. İsrail-Lübnan sınırında Hizbullah ile İsrail arasında devam eden çatışmalar, bölgesel bir savaşa dönüşme potansiyeli taşıyor. İran’ın Hürmüz tehdidi, küresel enerji piyasalarında paniğe yol açabilir; petrol fiyatları anında yükselme eğilimi gösterdi. ABD ve Avrupa Birliği, İran’a yönelik yaptırımları sıkılaştırma sinyali verirken, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları endişeli.
Analistler, İran’ın bu hamlesinin diplomatik bir manevra olduğunu, ancak yanlış hesaplamaların askeri bir çatışmaya yol açabileceğini belirtiyor. ABD, bölgedeki askeri varlığını artırırken, İsrail de İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırı hazırlığında olduğu iddialarını gündeme getiriyor. Bölgedeki gelişmeler yakından izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için kritik öneme sahip. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, Türkiye’nin enerji ithalatını doğrudan etkiler; zira Türkiye petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden temin ediyor. Ayrıca bölgesel bir savaş, Türkiye’nin güney sınırında yeni bir mülteci krizi yaratabilir. Türkiye, hem İran hem de ABD ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Enerji güvenliği ve sınır güvenliği açısından, Ankara’nın bu süreci yakından takip etmesi bekleniyor.