İran, ABD ile devam eden müzakerelerden sonuç alınamaması halinde stratejik Hürmüz Boğazı'nda savunmacı politikadan tamamen saldırgan bir yaklaşıma geçeceğini açıkladı. Üst düzey bir İranlı yetkili, Reuters'a verdiği demeçte, iki ülke arasındaki savaşın kalıcı bir sona erdirilmesi için yürütülen diplomatik çabaların çıkmaza girmesi nedeniyle Tahran yönetiminin savunmadan tamamen saldırıya geçme kararı aldığını duyurdu. Dubai'den bildirilen gelişme, Basra Körfezi'ndeki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda yeni bir gerilim dalgasının habercisi olarak değerlendiriliyor.
Çıkmaza giren müzakereler ve yeni strateji
İranlı yetkilinin bu açıklaması, tarafların nükleer anlaşma ve bölgesel güvenlik konularında uzlaşmaya varamadığı bir dönemde geldi. Tahran yönetimi, ABD'ye yönelik tutumunu sertleştirirken, Savunma Bakanlığı'na bağlı birimlerin Hürmüz Boğazı'nda olası askeri operasyonlar için hazırlık yaptığı yönünde bilgiler bulunuyor. Ancak yetkili, bu saldırı girişiminin ancak tüm diplomatik yollar tükendikten sonra başlatılabileceğinin altını çizdi.
İran'ın bu tehdidi, ABD Başkanı Donald Trump'ın önceki dönemde tek taraflı olarak ayrıldığı 2015 nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması yönündeki dolaylı görüşmelere rağmen geldi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) son raporlarında İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini önemli ölçüde artırdığı belirtilirken, Batılı ülkeler İran'ın nükleer programının barışçıl olduğuna inanmadıklarını yineliyor. Tahran ise programının tamamen sivil amaçlı olduğunu savunuyor.
Hürmüz Boğazı'nın Jeopolitik Önemi
Hürmüz Boğazı, Umman Körfezi'ni Basra Körfezi'ne bağlayan ve dünya ham petrol ihracatının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ve doğal gaz üreticilerinin ihracatının büyük bölümü bu boğaz üzerinden yapılıyor. İran'ın olası bir saldırısı, küresel enerji fiyatlarında ani artışlara ve tedarik zincirlerinde kesintilere yol açabilir. Geçmişte İran'ın boğazı kapatma tehditleri, bölgede uluslararası deniz güçlerinin varlığını artırmasına neden olmuştu.
Uzmanlar, İran'ın bu tehdidini hayata geçirmesinin zor olduğunu ancak küçük sürtüşmelerin bile küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açabileceğini belirtiyor. ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığı, İran'ın olası bir deniz ablukasının önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Ancak Tahran yönetiminin, asimetrik savaş taktikleriyle boğazdaki deniz trafiğini aksatabileceği de biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü Basra Körfezi ülkelerinden ve İran'dan karşılıyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir kriz, Türkiye'nin enerji tedarik güvenliğini doğrudan etkileyebilir ve petrol fiyatlarının yükselmesine neden olabilir. Bu durum, Türkiye ekonomisi üzerinde enflasyonist baskı yaratabilir. Öte yandan Türkiye, bölgede diplomatik çözümlerin desteklenmesi ve enerji hatlarının çeşitlendirilmesi yönünde politikalar izliyor. Ankara'nın, Katar'dan Türkiye'ye uzanan ve Hürmüz Boğazı'nı baypas eden doğal gaz boru hattı projelerine verdiği önem bu bağlamda artabilir. Bölgedeki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin İran ile olan ekonomik ilişkilerini de olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran ile dengeli bir politika yürütme çabası, bu krizde daha da kritik hale gelecektir.