İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Perşembe günü New York'ta bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada, Tahran'ın Washington'a iki ülke arasındaki çatışmaları sona erdirmek, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak ve nihai bir barış anlaşması için müzakereleri yeniden başlatmak üzere yedi günlük bir plan ilettiğini söyledi. Erakçi, planın ayrıntılarını paylaşmazken, diplomatik kaynaklar önerinin ateşkes, insani koridorlar ve nükleer program konusunda güven artırıcı adımlar içerdiğini belirtiyor.
Diplomatik Girişimin Arka Planı
İran'ın bu girişimi, aylardır süren ve özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde tırmanan gerilimin ardından geldi. Son haftalarda bölgede petrol tankerlerine yönelik saldırılar, insansız hava aracı olayları ve karşılıklı yaptırım tehditleri artmıştı. ABD yönetimi, İran'ın nükleer programını sınırlandırmak için yeni bir kapsamlı anlaşma arayışındaydı; ancak Tahran, önce ekonomik yaptırımların kaldırılmasını talep ediyordu.
Erakçi'nin New York ziyareti, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında yapılan temaslar kapsamında gerçekleşti. İranlı bakan, planın "adil ve kapsamlı" olduğunu savunarak, ABD'nin ön koşulsuz müzakereye dönmesi gerektiğini vurguladı. Diplomatik çevreler, planın İran'ın son yıllardaki en somut barış teklifi olduğunu ancak Washington'ın henüz resmi bir yanıt vermediğini aktarıyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu. İran'ın boğazı yeniden açma taahhüdü, küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyor. Son aylarda boğazdaki güvenlik endişeleri nedeniyle sigorta maliyetleri artmış ve bazı nakliye şirketleri rotalarını değiştirmek zorunda kalmıştı. Erakçi'nin açıklamaları, petrol fiyatlarında kısa süreli bir düşüşe neden oldu.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran'ın hamlesi, yalnızca ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyebilecek nitelikte. Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi Körfez ülkeleri, olası bir yumuşamadan ekonomik ve güvenlik açısından fayda sağlayabilir. İsrail ise İran'ın nükleer programına yönelik endişelerini koruyor ve herhangi bir anlaşmanın İsrail'in güvenlik çıkarlarını gözetmesi gerektiğini savunuyor.
Rusya ve Çin, İran'ın önerisini memnuniyetle karşıladı. Moskova, bölgesel istikrarın güçlenmesinden yana olduğunu belirtirken, Pekin enerji güvenliği açısından Hürmüz'ün açık kalmasının önemine dikkat çekti. Avrupa Birliği ise diplomatik çözüm çağrısını yineledi ve müzakere sürecine destek vermeye hazır olduğunu açıkladı.
ABD yönetiminden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Beyaz Saray yetkilileri, "her türlü diplomatik seçeneği değerlendirdiklerini" belirtmekle yetindi. Uzmanlar, İran'ın 7 günlük planının bir başlangıç noktası olabileceğini, ancak nükleer zenginleştirme, füze programı ve bölgesel milis gruplara destek gibi konularda derin anlaşmazlıkların sürdüğünü hatırlatıyor.
Hürmüz Boğazı'nın açılması, küresel petrol arzında rahatlama yaratacak. Brent petrol fiyatı, haberin ardından varil başına %2'nin üzerinde değer kaybetti. Analistler, kalıcı bir barış anlaşması olmadan bu düşüşün sınırlı kalacağını öngörüyor. Öte yandan, İran'ın nükleer programındaki ilerleme, Batı başkentlerinde şüpheyle karşılanıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), son raporlarında İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun arttığını bildirmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki olası bir yumuşamadan doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Hürmüz Boğazı'nın açılması, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini düşürebilir ve bölgesel ticaret yollarını canlandırabilir. Ayrıca, İran ile Batı arasındaki gerilimin azalması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ancak kalıcı bir anlaşmanın sağlanamaması, sınır güvenliği ve mülteci akını gibi riskleri canlı tutuyor. Ankara, denge politikası izleyerek hem İran hem de ABD ile diyaloğunu sürdürmeye çalışacaktır.