Kuzey Irak'ın Sinjar bölgesindeki Faka köyüne gelen ziyaretçileri ilk karşılayan şey sessizlik oluyor. Yaklaşık on yıl önce IŞİD'in bölgeden kovulmasının ardından köy yeniden kurulmaya çalışılırken, iklim krizi şimdi hayatı neredeyse imkânsız hale getirdi. Aşırı sıcaklar ve su kıtlığı, savaştan kaçanların geri dönüşünü engelliyor. Sinjar'ın küçük köylerinde yaşayanlar, 2014'te IŞİD'in saldırısıyla yerlerinden edilmişti. Güvenlik sağlandıktan sonra başlayan geri dönüş dalgası, şimdi iklim felaketinin gölgesinde durma noktasına geldi.
Köyleri terk etmeye zorlayan kuraklık
Faka köyü sakinlerinden 55 yaşındaki Halil İbrahim, 'Savaş bitti ama şimdi su yok, toprak yok, hayat yok' diyor. Son yıllarda yağışların azalması ve yeraltı sularının çekilmesi, tarımı ve hayvancılığı bitirdi. Köydeki kuyular kurudu; çiftçiler ekinlerini sulayamıyor, hayvanlarını besleyemiyor. Bölgedeki Dicle ve Fırat nehirlerine bağımlı olan su kaynakları, komşu ülkelerdeki barajlar ve iklim değişikliği nedeniyle giderek azalıyor.
IŞİD'in 2014'te bölgeyi ele geçirmesiyle evlerini terk etmek zorunda kalan binlerce Ezidi, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve diğer bölgelere sığınmıştı. 2017'de IŞİD'in bölgeden çıkarılmasının ardından geri dönüşler başlasa da, köylerde yaşam altyapısı ve su sistemleri büyük ölçüde tahrip olmuştu. Şimdi ise iklim değişikliğinin etkileri, bu toplulukların yeniden inşasını neredeyse imkânsız hale getiriyor.
BM verilerine göre, Irak son yıllarda ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya. Ülkenin su kaynaklarının yüzde 70'i komşu ülkelerden geliyor; İran ve Türkiye'deki baraj projeleri ile azalan yağışlar, Irak'a ulaşan suyu büyük ölçüde azalttı. Sinjar bölgesi de bundan en çok etkilenenler arasında.
İklim değişikliği güvenlik riski yaratıyor
IŞİD'in yenilgiye uğratılmasının ardından bölgede güvenlik nispeten sağlanmıştı; ancak iklim kaynaklı yerinden edilme, yeni bir kırılganlık yaratıyor. Su ve gıdaya erişimin azalması, topluluklar arasındaki gerilimi artırıyor ve terör örgütlerinin yeniden filizlenmesi için zemin hazırlayabiliyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) raporlarına göre, iklim değişikliği Irak'ta gıda güvenliğini tehdit ediyor; tarım sektörü çalışan nüfusun büyük bir bölümünü istihdam ederken, bu sektördeki çöküş ciddi sosyal sonuçlar doğuruyor. Savaş ve terörden kaçan insanların geri dönüşü, yalnızca güvenlikle değil, aynı zamanda yaşam koşullarının iyileştirilmesiyle de ilgili. İklim krizi, bu koşulları iyileştirmeyi her geçen gün zorlaştırıyor.
Sinjar, IŞİD'in Ezidilere yönelik katliamlarının yaşandığı bölge. Burada yaşayan toplulukların geleceği, hem savaşın yaralarının sarılmasına hem de iklim değişikliğine uyum sağlanmasına bağlı. Su kıtlığı ve çölleşme, tarımı ve hayvancılığı sürdürülemez hale getirirken, gençler geçim imkânlarını başka yerde arıyor. Bu durum, köylerin giderek boşalmasına yol açıyor.
Uzmanlar, Irak'ın su yönetimi politikalarını yeniden düzenlemesi gerektiğini belirtiyor. Ülkede su verimliliğini artıracak modern sulama tekniklerine yatırım yapılması ve bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi gerekiyor. Ancak siyasi istikrarsızlık ve bütçe kısıtları, bu adımları yavaşlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Irak'ın su kıtlığı, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Dicle ve Fırat nehirlerinin debisi, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında inşa ettiği barajlar nedeniyle Irak tarafında azalıyor. Bu durum, Türkiye ile Irak arasında su paylaşımı konusunda zaman zaman gerginliklere yol açıyor. Türkiye'nin, komşusu Irak'ın su ihtiyacını da gözeterek bölgesel işbirliğini geliştirmesi; hem iklim değişikliğiyle mücadele hem de bölgesel istikrar açısından kritik önemde. Ayrıca Türkiye, sınır komşusu ve bölgesel aktör olarak Irak'taki toplumsal huzurun sağlanmasında ve Ezidi toplulukların yeniden yapılandırılmasında rol oynayabilir; bu durum Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu artırabilir ve güvenlik risklerini azaltabilir.