Irak hükümeti, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden çekilmesi için belirlenen 30 Eylül 2025 tarihinin kesin olduğunu duyurdu. Irak Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu tarihin iki taraf arasında yapılan anlaşmalar çerçevesinde nihai olduğu vurgulandı. ABD'li bir yetkili de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Washington yönetiminin çekilme sürecini Eylül sonuna kadar tamamlamayı beklediğini doğruladı. Bu gelişme, Irak'ın egemenliği ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Çekilme Sürecinin Arka Planı
ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri, 2014 yılında IŞİD tehdidine karşı Irak hükümetinin talebi üzerine ülkede askeri varlık göstermeye başlamıştı. Koalisyon güçleri, Irak ordusuna eğitim ve danışmanlık desteği sağlarken, hava operasyonlarıyla da terör örgütüne karşı mücadelede önemli rol oynamıştı. IŞİD'in toprak kontrolünü kaybetmesinin ardından koalisyonun varlığı, zaman zaman tartışma konusu olmuştu.
Irak hükümeti, özellikle son iki yıldır koalisyon güçlerinin varlığının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyordu. Bağdat yönetimi, Irak güvenlik güçlerinin artık kendi başına ülkenin güvenliğini sağlayabilecek kapasiteye ulaştığını belirtiyor. Bu kapsamda Ocak 2024'te başlayan resmi görüşmeler sonucunda, çekilmenin zaman çizelgesi üzerinde mutabık kalındı. İlk aşamada koalisyonun bazı askeri üslerden çekildiği, sürecin kademeli olarak devam ettiği biliniyor.
ABD'li yetkililer ise çekilme sürecinin, IŞİD'in yeniden canlanmaması için gerekli önlemlerin alınarak sürdürüleceğini ifade ediyor. Çekilme sonrasında Irak'a yönelik askeri yardımın ve istihbarat paylaşımının devam edeceği, ancak kara birliklerinin büyük ölçüde ülkeden ayrılacağı belirtiliyor. Koalisyon güçlerinin ülkedeki varlığı, son yıllarda Irak'ta yaşanan siyasi istikrarsızlık ve İran'ın artan nüfuzu bağlamında da önemli bir denge unsuru olarak görülüyordu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Koalisyonun çekilmesi, yalnızca Irak'ı değil, tüm Orta Doğu bölgesini etkileyecek bir gelişme. Özellikle İran, Irak'taki Amerikan varlığının azalmasını kendi etki alanını genişletmek için bir fırsat olarak değerlendirebilir. Tahran, siyasi ve askeri kanallar aracılığıyla Irak'taki nüfuzunu artırma eğiliminde. Bu durum, bölgesel güç dengelerinde yeni bir rekabetin kapısını aralayabilir.
Öte yandan, çekilmenin zamanlaması, bölgedeki diğer gelişmelerle de örtüşüyor. İsrail'in Gazze'deki saldırıları ve İran ile ABD arasındaki gerginlikler, Orta Doğu'yu zaten hassas bir döneme sokmuş durumda. ABD'nin Irak'tan çekilirken bölgedeki müttefiklerine ve özellikle de Irak'ın kuzeyindeki peşmerge güçlerine verdiği desteğin azalması, bazı çevrelerde endişeyle karşılanıyor.
Uzmanlar, çekilme kararının ABD'nin bölgeden askeri olarak tamamen çekilme isteği ile IŞİD'e karşı mücadelede sürekliliği sağlama hedefi arasındaki dengeyi yansıttığını belirtiyor. Ayrıca, Çin ve Rusya'nın Orta Doğu'da artan diplomatik ve ekonomik varlığı göz önüne alındığında, Amerikan çekilmesi bölgesel güç boşluğu yaratabilir. Bu boşluğun nasıl doldurulacağı, önümüzdeki dönemde bölgenin en önemli gündem maddelerinden biri olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak'tan çekilmesi, Türkiye'nin güvenliği açısından da kritik bir gelişme. Irak'ın kuzeyinde PKK'nın varlığına karşı yürütülen operasyonlar ve sınır ötesi güvenlik endişeleri, ABD askerlerinin çekilmesiyle daha da önemli hale geliyor. Türkiye, terörle mücadelede uluslararası koalisyonun sağladığı istihbarat ve lojistik desteğin azalmasından endişe ediyor. Ayrıca, çekilme sonrası Irak'ta oluşabilecek güç boşluğu, bölgesel istikrarı tehdit edebilir ve bu durum doğrudan Türkiye'yi etkileyebilir. Türkiye'nin, Irak'ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini destekleme politikası doğrultusunda, bu süreçte aktif diplomasi yürütmesi ve Irak yönetimiyle iş birliğini güçlendirmesi bekleniyor.