İngiltere'de milletvekilleri, 2012 yılında bir çocuk cinsel istismarı çetesine liderlik ettiği için uzun hapis cezasına çarptırılan Shabir Ahmed'in cezasını tamamlamasının ardından sınır dışı edilmesi yönünde hükümete baskı yapıyor. 59 yaşındaki Pakistan asıllı İngiliz vatandaşı, Rotherham kentinde 1990’larda kız çocuklarını hedef alan organize bir istismar ağının parçasıydı. Mahkeme kararında, Ahmed'in “acımasız ve manipülatif” bir suçlu olduğu vurgulanmıştı.
Gelişmenin arka planı: Rotherham skandalı ve Ahmed'in rolü
Shabir Ahmed, 2000’li yılların başında Rotherham’da faaliyet gösteren ve çoğunluğu Pakistan kökenli olan bir çetenin liderlerindendi. Çete, savunmasız konumdaki kız çocuklarına alkol ve uyuşturucu vererek istismar ediyordu. 2012’deki yargılamada, Ahmed “insan ticareti, tecavüz ve fuhuşa teşvik” suçlarından 35 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak 2020’de cezası temyizde kısmen bozuldu ve 18 yıla indirildi. Serbest kalması beklenen Ahmed’in vatandaşlık başvurusu reddedilmişti; ancak doğuştan İngiliz vatandaşı olduğu için sınır dışı edilmesi uluslararası hukuk açısından karmaşık bir süreç gerektiriyor.
İngiliz milletvekilleri, özellikle Muhafazakar Parti ve Reform UK’den gelen isimler, Ahmed’in cezaevinden çıktıktan sonra Pakistan’a sınır dışı edilmesi için yasal düzenleme yapılmasını talep ediyor. İçişleri Bakanlığı, bireysel vakalarla ilgili yorum yapmamakla birlikte, “cinsel suçluların sınır dışı edilmesi için her türlü yasal adımın atıldığını” belirtti. Ancak insan hakları örgütleri, cezasını çeken bir kişinin sınır dışı edilmesinin uluslararası anlaşmaları ihlal edebileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İslamofobi ve yabancı düşmanlığı tartışmaları
Rotherham çetesi, İngiltere’de 2010’ların başında büyük bir skandal olarak patlak vermişti. Olay, özellikle Pakistan kökenli bir çetenin beyaz kız çocuklarını hedef alması nedeniyle ırkçı ve dini önyargıları körüklemişti. Ahmed’in sınır dışı edilmesi talebi, aşırı sağ gruplar tarafından İslam karşıtı söylemler için kullanılmaya başlandı. Birleşik Krallık’ta son yıllarda artan yabancı düşmanlığı, bu tür davaların siyasi bir krize dönüşmesine neden olabilir.
Küresel olarak, cinsel istismar çeteleri ve göçmen suçluluğu konusu, birçok Batı ülkesinde tartışma konusu. Almanya, İsveç ve Hollanda’da da benzer çetelerin varlığı rapor edilmişti. Ahmed vakası, Birleşik Krallık’ın göç ve vatandaşlık politikalarını yeniden şekillendirebilir. Özellikle cezasını tamamlayan yabancı suçluların sınır dışı edilmesi konusunda daha katı yasalar çıkarılması gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmenin Türkiye ile doğrudan bir bağı bulunmamakla birlikte, uluslararası göç ve suç politikaları açısından dolaylı etkileri olabilir. Birleşik Krallık’ta yabancı suçlulara yönelik sertleşen söylem, Türkiye’nin AB ile olan geri kabul anlaşması müzakerelerinde de benzer taleplerin yükselmesine yol açabilir. Ayrıca, Pakistan kökenli suçluların sınır dışı edilmesi, Türkiye’nin de dahil olduğu bir bölgesel tartışmayı tetikleyebilir. Ancak Türkiye doğrudan taraf olmadığı için, bu haber daha çok küresel insan hakları ve ulusal güvenlik dengesi açısından izlenmelidir.