Birleşik Krallık'ın en eski Hint restoranı olan ve Michelin yıldızına sahip Veeraswamy, Kraliyet Mülkü (Crown Estate) tarafından tahliye edilmek istenmesi üzerine bu ay mahkemeye başvuracak. Kraliyet Mülkü, Kral III. Charles'ın portföyünde bulunan ve Birleşik Krallık genelinde ticari mülkleri yöneten bir kurumdur. Restoran, 1926'dan beri Londra'nın merkezindeki Regent Sokağı'nda faaliyet gösteriyor ve kira sözleşmesinin yenilenmemesi durumunda 100 yılı aşkın bir geleneğin sona ermesi söz konusu.
Veeraswamy'nin Tarihi ve Mücadele
Veeraswamy, 1926 yılında Hint asıllı İngiliz girişimci Sir William Kaye tarafından kuruldu. O günden bu yana, İngiltere'nin en prestijli Hint restoranlarından biri olarak kabul edilen mekan, 2016 yılında Michelin yıldızı alarak bu alandaki başarısını tescilledi. Restoran, Hint mutfağının İngiltere'deki ilk örneklerinden biri olarak kültürel bir miras değeri taşıyor. Ancak Kraliyet Mülkü'nün, Regent Sokağı'ndaki bir dizi mülkü yeniden yapılandırma planı kapsamında Veeraswamy'nin kirasını yenilemeyi reddettiği belirtiliyor. Restoran yönetimi, bu kararın ticari bir hamle olmanın ötesinde, kültürel bir simgeyi yok edeceğini savunuyor.
Dava süreci, Londra Yüksek Mahkemesi'nde görülecek. Restoranın avukatları, Kraliyet Mülkü'nün kira sözleşmesini yenilememesinin haksız olduğunu ve müvekkilinin burada 100 yılı aşkın süredir kesintisiz faaliyet gösterdiğini vurguluyor. Özellikle, COVID-19 salgını sonrası zor günler geçiren restoran sektöründe, böyle bir tahliyenin telafisi olmayan hasarlara yol açabileceği ifade ediliyor.
Kraliyet Mülkü'nün Rolü ve Tartışmalar
Kraliyet Mülkü, İngiliz kraliyet ailesine ait olan ancak bağımsız bir kurum tarafından yönetilen büyük bir gayrimenkul portföyüne sahip. Gelirleri, hazineye aktarılan 'Egemenlik Hibesi' adlı bir mekanizmayla kraliyet ailesine maaş olarak dönüyor. Son yıllarda Kraliyet Mülkü, ticari gayrimenkullerini daha karlı hale getirmek için agresif bir dönüşüm planı yürütüyor. Bu plan kapsamında, tarihi mekanların yerine daha modern ve yüksek getirili işletmelerin getirilmesi hedefleniyor. Ancak eleştirmenler, bu yaklaşımın Londra'nın kültürel dokusuna zarar verdiğini savunuyor.
Veeraswamy'nin karşı karşıya olduğu tahliye tehdidi, bu dönüşüm politikalarının somut bir örneği olarak görülüyor. Restoranın kapatılması, sadece bir işletmenin sonu değil, aynı zamanda Hint diasporasının İngiltere'deki 100 yıllık varlığının simgesel bir kaybı olarak değerlendirilebilir. Konu, İngiliz basınında geniş yankı uyandırırken, birçok yorumcu Kraliyet Mülkü'nün kararını 'kısa vadeli ticari çıkarların kültürel mirasın önüne geçmesi' olarak nitelendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da, küresel çapta kültürel mirasın korunması ve ticari çıkarlar arasındaki gerilime dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de de tarihi restoranlar, hanlar ve benzeri mekanlar sıklıkla benzer tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Özellikle İstanbul'da, kentsel dönüşüm projeleri nedeniyle yıllardır faaliyet gösteren işletmelerin kapatıldığı veya yerlerinden edildiği görülüyor. Bu durum, Türk kültür politikalarının güçlendirilmesi ve tarihi işletmelerin korunması adına uluslararası hukuk ve kamuoyu baskısının önemini bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, mülkiyet hakları ve devlet kurumlarının ticari kararları arasındaki dengenin nasıl kurulması gerektiği konusunda da Türkiye için çıkarımlar sunuyor.