İngiltere’nin en büyük iş dünyası temsilcisi Konfederasyon Britanya Sanayii’nin (CBI) Başkanı Rain Newton-Smith, İngiliz iş dünyasının Avrupa Birliği’ne yeniden katılma çağrılarını reddettiğini duyurdu. Newton-Smith, bir konferansta yaptığı açıklamada, şirketlerin Brexit’in getirdiği maliyetlerin farkında olduğunu ancak “tartışmayı yeniden açmak” istemediklerini belirtti. Bu açıklamalar, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılışının yedinci yılında, ülkenin ticari ilişkilerinin yeniden şekillendiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Birleşik Krallık, 31 Ocak 2020’de Avrupa Birliği’nden resmen ayrıldı ve 31 Aralık 2020’de geçiş döneminin sona ermesiyle birlikte yeni bir ticaret rejimine geçti. Bu süreçte, özellikle ihracatçı firmalar, gümrük formaliteleri, düzenleyici uyum maliyetleri ve tedarik zincirinde aksamalarla karşı karşıya kaldı. Kamuoyunda Brexit’in ekonomik etkilerinin hala tartışıldığı bir ortamda, bazı çevreler AB’ye yeniden üyelik veya yakınlaşma çağrıları yaparken, CBI başkanının bu çıkışı dikkat çekti.
Newton-Smith, “Şirketler maliyetleri görüyor, elbette. Ancak yeniden üyelik tartışmasını açmak iş dünyasının öncelikleri arasında değil. Mevcut anlaşmayı iyileştirmeye odaklanmalıyız” dedi. Bu, iş dünyasının pragmatik bir yaklaşım benimsediğini ve ticaret engellerini azaltmak için AB ile diğer araçları kullanma eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere’nin Brexit sonrası ticaret politikası, sadece kendi ekonomisi için değil, küresel ticaret dengeleri açısından da önem taşıyor. Ülke, AB ile imzaladığı Ticaret ve İşbirliği Anlaşması (TCA) çerçevesinde gümrüksüz ticareti sürdürürken, aynı zamanda ABD, Avustralya ve Japonya gibi ülkelerle yeni ticaret anlaşmaları imzaladı. Ancak British Chambers of Commerce verilerine göre, işletmelerin yüzde 62’si Brexit’in ihracatlarını olumsuz etkilediğini söylüyor. CBI’nin bu tutumu, AB’ye dönüş taleplerini reddederek üyelerinin çoğunluğunun görüşünü yansıtıyor.
Küresel ölçekte ise, İngiltere’nin AB’den uzaklaşması, diğer ülkeler için yeni fırsatlar yaratıyor. Özellikle hizmet ticareti ve finans sektöründe Londra’nın merkezi rolü, Brexit sonrası sarsıntıya rağmen devam ediyor. Ancak şirketler, düzenleyici farklılıklar ve vize engelleri nedeniyle yetenekli iş gücüne erişimde zorluk çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin AB’ye dönme niyetinde olmaması, Türkiye açısından karmaşık sinyaller veriyor. Bir yandan, İngiltere ile 2021’de imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması (STA) kapsamında ticaret hacmi artsa da, Brexit’in yarattığı belirsizlik Türk ihracatçıları için hala risk oluşturuyor. Öte yandan, İngiltere’nin AB dışında kendi ticaret politikalarını şekillendirmesi, Türkiye’ye bağımsız anlaşmalar yapma konusunda model olabilir. Ancak İngiltere’nin AB’den tamamen kopmaması, Türkiye-AB ilişkilerinde İngiltere’nin olası bir dengeleyici rolünü sınırlandırıyor. Ankara’nın, Brexit sonrası İngiltere ile ilişkilerini derinleştirirken, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusundaki çabalarını da sürdürmesi önemlidir.