İngiltere'deki üniversitelerde okuyan Yahudi öğrenciler, artan antisemitizm nedeniyle kimliklerini gizlemek zorunda kaldıklarını ve fiziksel ile sözlü saldırıya uğrama korkusu yaşadıklarını belirtiyor. Öğrenciler, kampüslerdeki atmosferin dayanılmaz hale geldiğini, İsrail-Filistin çatışmasının gölgesinde Yahudi kimliklerini açıklamanın riskli olduğunu ifade ediyor. Bazı öğrenciler, dini semboller takmaktan kaçındıklarını, hatta bazı derslere katılmaktan çekindiklerini aktarıyor. Bu durum, ülke genelinde antisemitizm olaylarının arttığı bir dönemde, üniversite yönetimlerinin ve hükümetin önlem alma gerekliliğini yeniden gündeme getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı ve Yaşanan Olaylar
Son aylarda İngiltere'deki üniversitelerde antisemitik olaylarda belirgin bir artış yaşanıyor. Cambridge, Oxford, University College London (UCL) gibi köklü üniversitelerde Yahudi öğrencilere yönelik taciz ve ayrımcılık vakaları rapor edildi. Öğrenciler, kampüslerde düzenlenen Filistin yanlısı gösterilerde “Yahudilere ölüm” sloganları atıldığını, bazı derslerde öğretim üyelerinin İsrail aleyhtarı söylemlerle Yahudi öğrencileri hedef aldığını iddia ediyor.
Yahudi öğrenci birlikleri, üniversitelerin bu konuda yeterince duyarlı olmadığını, şikayetlerin dikkate alınmadığını veya yavaş işleme konulduğunu belirtiyor. Bazı öğrenciler, yurtlarda veya kampüs etkinliklerinde salt Yahudi oldukları için dışlandıklarını, hatta bazılarının sosyal medyada tehdit edildiğini anlatıyor. Bir öğrenci, “Kendimi güvende hissetmiyorum, Sürekli arkamı kolluyorum. Bu hiç normal değil” diyor.
Öte yandan, bu olaylar yalnızca öğrenciler arasında yaşanmıyor; bazı akademisyenler de İsrail karşıtı açıklamaları nedeniyle eleştiriliyor. Hatta bazı üniversitelerde, İsrail ile bağlantılı şirketler ve akademik kuruluşlarla iş birliğini kesme yönünde kampanyalar düzenleniyor. Bu durum, akademik özgürlük ile ifade özgürlüğü arasındaki dengeyi tartışmaya açıyor ve antisemitizmle mücadele çabalarını zayıflatıyor.
Bölgesel ve Küresel Bağlam
İngiltere'deki bu gelişmeler, Avrupa genelinde yükselen antisemitizm eğilimiyle paralellik gösteriyor. Fransa, Almanya ve İsveç'te de son yıllarda Yahudi karşıtı olaylarda artış yaşanıyor. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yapılan araştırmalar, Yahudi vatandaşların büyük bir bölümünün güvenlik endişesi nedeniyle kimliklerini gizlediğini ortaya koyuyor. Bu durum, Avrupa'da hoşgörü ve çok kültürlülük politikalarının sorgulanmasına neden oluyor.
Küresel ölçekte ise, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e saldırısı ve ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları, dünya genelinde antisemitik olayların artmasına yol açtı. İnsan hakları örgütleri, çatışmanın etkisinin, özellikle Batı ülkelerindeki Yahudi topluluklarını hedef alan nefret suçlarına dönüştüğüne dikkat çekiyor. Bu bağlamda, İngiltere'deki üniversitelerde yaşananlar, sadece ulusal bir sorun değil, aynı zamanda küresel bir toplumsal krizin yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasındaki tutumu nedeniyle bu gelişmeleri yakından izliyor. Türk kamuoyunda Filistin davasına güçlü bir sempati bulunurken, İngiltere'deki Yahudi öğrencilere yönelik artan antisemitizm, Avrupa'da yükselen aşırı sağ hareketler ve İslamofobi ile birlikte değerlendirildiğinde, bu durumun bölgesel istikrara olumsuz etkisi olabileceği düşünülüyor. Türk dış politikası açısından, Avrupa'da artan ayrımcılık ve nefret söylemi, Türk vatandaşlarının ve Avrupa'daki Türk toplumunun da hedef alınabileceği endişesini güçlendiriyor. Bu nedenle Ankara, hem Yahudi hem Müslüman topluluklara yönelik ayrımcılıkla mücadele konusunda Avrupalı müttefiklerini daha somut adımlar atmaya çağırıyor. Ayrıca bu durum, Türkiye'nin uluslararası platformlarda hoşgörü ve diyalog vurgusunu ön plana çıkarmasına katkı sağlıyor.