İngiltere'de taşıyıcı annelik talebi hızla artarken, uzmanlar mevcut yasaların 'çatırdadığı' uyarısında bulunuyor. Taşıyıcı anneler, ebeveyn adayları ve çocukların, günümüz ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olan bu eski düzenlemeler nedeniyle mağdur olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, hükümeti mevzuatı güncellemeye çağırarak, amaçlanan ebeveynlerin daha riskli yurtdışı düzenlemelere yönelmesinin önüne geçilmesi gerektiğini vurguluyor.
Artan talep ve yetersiz yasalar
İngiltere'de taşıyıcı annelik sayısı son on yılda önemli ölçüde arttı. 2023 yılında 400'den fazla taşıyıcı annelik sözleşmesi yapıldığı tahmin ediliyor. Ancak mevzuat 1985 yılına dayanıyor ve o dönemden bu yana toplumsal değişimlere ayak uyduramadı. Özellikle eşcinsel çiftlerin ve bekar bireylerin artan talebi, yasaların yetersiz kaldığı noktaları daha da belirgin hale getiriyor.
Uzmanlar, yasal boşlukların ebeveyn adaylarını yurtdışına yönelttiğini belirtiyor. Özellikle ABD, Ukrayna ve Gürcistan gibi daha esnek yasalara sahip ülkeler, İngiliz çiftler için cazip hale geliyor. Ancak bu yurtdışı düzenlemeler, hem maliyet hem de hukuki açıdan önemli riskler taşıyor. Örneğin, bazı ülkelerde taşıyıcı annelerin yeterli yasal korumaya sahip olmaması, doğacak çocuğun vatandaşlık ve velayet sorunlarına yol açabiliyor.
İngiltere'de şu anda taşıyıcı anneliğe yalnızca 'reklamsız' olarak izin veriliyor, yani taşıyıcı anne maddi kazanç elde edemiyor. Sadece 'makul masraflar' karşılanabiliyor. Bu durum, potansiyel taşıyıcı annelerin sayısını sınırlarken, yurtdışında ise taşıyıcı annelik genellikle ticari bir faaliyet olarak yürütülüyor. Uzmanlar, bu farkın yarattığı dengesizliğin, daha adil ve şeffaf bir sistemle düzeltilmesi gerektiğini savunuyor.
Küresel boyut ve yasal uyum arayışları
Taşıyıcı annelik, küresel çapta artan bir fenomen haline geliyor. Ticari taşıyıcı anneliğin yasal olduğu ülkelerde (ABD'nin bazı eyaletleri, Ukrayna, Rusya) bu hizmet milyonlarca dolarlık bir endüstriye dönüştü. Ancak birçok Avrupa ülkesi, etik kaygılar nedeniyle bu uygulamayı ya yasaklıyor ya da sıkı sınırlamalara tabi tutuyor.
İngiltere'deki hukuki belirsizlik, çiftlerin yurtdışına yönelmesine neden olurken, bu durum sınır ötesi taşıyıcı annelik anlaşmalarında karmaşık hukuki sorunlar doğuruyor. Özellikle çocuğun doğduğu ülke ile ebeveynlerin vatandaşı olduğu ülke arasında uyumsuzluk, velayet ve nafaka davalarına yol açabiliyor. Dünya genelinde bu alandaki yasaların uyumlaştırılması için çabalar sürse de, şu an için belirgin bir ilerleme kaydedilmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de taşıyıcı annelik doğrudan yasak olmamakla birlikte, Sağlık Bakanlığı'nın düzenlemeleri nedeniyle uygulamada sınırlı kalıyor. Yalnızca evli çiftlerin ve belirli tıbbi zorunluluk hallerinde başvurabildiği bu yöntem, ticari boyutuyla yasal boşluklar içeriyor. İngiltere'deki yasal reform tartışmaları, Türkiye'de de benzer bir ihtiyacı gündeme getirebilir. Özellikle yurtdışında taşıyıcı annelik yoluyla çocuk sahibi olan Türk vatandaşlarının karşılaştığı vatandaşlık ve nüfus kaydı sorunları, bu alanda daha net bir yasal çerçeve oluşturulması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, sınır ötesi taşıyıcı annelik konusunda uluslararası işbirliği ve anlaşmalar, Türkiye'nin de dahil olduğu Lahey Çocuk Koruma Sözleşmeleri çerçevesinde ele alınabilir.