İngiltere’de yayımlanan kapsamlı bir araştırma, yerel sosyal medya gruplarının, güvenilir haber kaynaklarına erişimi kısıtlı bölgelerde hızla yayılan dezenformasyonun ana kaynağı haline geldiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, ülke genelinde 4,4 milyondan fazla kişi, kendilerini doğrudan ilgilendiren yerel gelişmeler hakkında düzenli ve güvenilir haber alamadıkları ‘haber çölleri’ olarak tanımlanan alanlarda yaşıyor. Bu durum, yerel toplulukların bilgi kirliliğine karşı savunmasız kalmasına yol açarken, sosyal medya platformlarındaki kapalı grupların yanlış bilgiyi yayma konusunda oynadığı rolü de gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Medya Krizinin Derinleşmesi
İngiltere’de yerel gazetelerin ve bölgesel haber kuruluşlarının kapanması, özellikle kırsal ve ekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde haber kaynaklarının ciddi şekilde azalmasına neden oldu. Araştırmanın yayımlandığı Democracy Foundation’ın raporuna göre, son on yılda 300’den fazla yerel gazete kapandı veya dijital yayına geçerek basılı baskısını durdurdu. Bu boşluk, Facebook’ta kurulan mahalle grupları, WhatsApp üzerinden işleyen komşuluk ağları ve diğer sosyal medya platformlarındaki topluluk sayfaları tarafından doldurulmaya başlandı.
Ancak bu grupların denetimsiz yapısı, yanlış bilginin kontrolden çıkmasına zemin hazırlıyor. Araştırmacılar, incelenen 500’den fazla yerel sosyal medya grubunda, yerel yönetimler, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi konularda doğrulanmamış iddiaların rutin olarak paylaşıldığını tespit etti. Örneğin, bir grubun üyeleri arasında yayılan bir mesajda, belediyenin bir parkı satacağı iddiası yer alırken, başka bir grupta aşılar hakkında asılsız sağlık bilgileri dolaşıma sokulmuştu. Bu iddiaların büyük çoğunluğu daha sonra yanlış çıksa da, ilk yayıldıkları anda binlerce kişiye ulaşmayı başarmıştı.
Raporda ayrıca, bu tür grupların siyasi kutuplaşmayı da derinleştirdiği vurgulanıyor. Özellikle göçmenlik ve konut politikaları gibi hassas konularda, grupların yöneticilerinin ya da aktif üyelerinin kasıtlı olarak yanlış bilgi yaydığı, bunun da topluluklar arasında güvensizliği artırdığı belirtiliyor. Araştırmacılardan Dr. Emily Thompson, ‘Bu gruplar güvenin katili haline geldi. İnsanlar artık resmi kaynaklara değil, arkadaşlarının veya tanımadıkları kişilerin paylaştığı bilgilere güveniyor. Bu da demokrasi için ciddi bir tehdit oluşturuyor’ ifadelerini kullandı.
Küresel Boyut ve Benzer Eğilimler
İngiltere’deki bu durum, dünya genelinde medya ekosisteminin dönüşümüyle paralellik gösteriyor. ABD’de de benzer şekilde, yerel gazetelerin kapanmasıyla birlikte “haber çölleri” genişlerken, sosyal medya grupları dezenformasyonun yayılmasında kilit rol oynuyor. 2020 ABD başkanlık seçimleri sırasında, özellikle yerel Facebook gruplarında yanlış bilgi dolaşımının arttığı tespit edilmişti. Benzer bir eğilim, Brezilya, Hindistan ve Almanya gibi ülkelerde de gözlemleniyor.
Uzmanlar, bu durumun çözümü için medya okuryazarlığının artırılması, yerel haberciliğin sübvanse edilmesi ve sosyal medya platformlarının daha sıkı denetlenmesi gerektiğini savunuyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi düzenlemeler, platformları yanlış bilgiyle mücadele konusunda zorunlu kılsa da, yerel düzeyde uygulamanın zor olduğu ifade ediliyor. İngiltere hükümeti ise konuyla ilgili henüz net bir politika açıklamazken, raporun yayımlanmasının ardından Başbakanlık sözcüsü, ‘dijital okuryazarlık programlarının güçlendirileceğini’ duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de de yerel gazetelerin ekonomik zorluklar nedeniyle kapanması veya dijitalleşmeye ayak uyduramaması, benzer ‘haber çölleri’nin oluşmasına yol açmaktadır. Sosyal medyada mahalle grupları ve WhatsApp listeleri, resmî olmayan haber kaynakları olarak öne çıkmakta; bu durum, doğal afetler, salgın hastalıklar veya yerel yönetim kararları gibi konularda hızla yayılan dezenformasyon riskini artırmaktadır. Özellikle 2023 Kahramanmaraş depremleri sırasında sosyal medyada dolaşıma giren asılsız yardım çağrıları ve çöken binalarla ilgili yanlış bilgiler, bu sorunun Türkiye’de ne kadar ciddi boyutlara ulaşabileceğini göstermiştir. Bu nedenle, yerel haberciliğin desteklenmesi ve sosyal medya gruplarının daha şeffaf yönetilmesi, Türkiye’de de kamuoyu sağlığı açısından kritik önem taşımaktadır.