İngiltere'de sosyal konut üretimini artırmayı hedefleyen hükümet planları, beklenmedik bir bütçe kesintisiyle sarsıldı. Konut ve Topluluklar Bakanlığı'na (Homes England) getirilen harcama sınırlaması, Başbakan Keir Starmer'ın seçim vaatleri arasında yer alan 1,5 milyon yeni konut hedefini ve özellikle Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın bölgesel kalkınma için verdiği sözleri tehdit ediyor. 2023 yılı için ayrılan 11,5 milyar sterlinlik sosyal konut bütçesinin 1,7 milyar sterlininin dondurulması, sektörde şok etkisi yarattı.
Gelişmenin arka planı
Hükümetin kemer sıkma politikaları kapsamında alınan bu karar, özellikle büyükşehirlerde kira ve konut fiyatlarının hızla yükseldiği bir döneme denk geldi. Homes England'ın yıllık harcama limitinin 3,9 milyar sterlinden 2,2 milyar sterline düşürülmesi, inşaat firmalarının sosyal konut projelerini durdurmasına veya ertelemesine yol açtı. Andy Burnham, Greater Manchester bölgesinde 30 bin yeni sosyal konut inşa etme sözü vermişti; ancak mevcut bütçe kısıtlamalarıyla bu hedefin gerçekçi olmadığı belirtiliyor. Uzmanlar, kesintinin özellikle düşük gelirli aileleri ve gençleri vurduğunu, konut bekleyenler listesinde 1,2 milyon hanenin bulunduğunu vurguluyor.
Bu gelişme, İşçi Partisi hükümetinin ekonomik öncelikleri konusunda tartışmaları alevlendirdi. Starmer, kamu maliyesini düzeltmek için zor kararlar aldıklarını savunurken, Burnham gibi parti içi muhalifler sosyal konut yatırımlarının 'bir lüks değil, zorunluluk' olduğunu söylüyor. Konut krizinin derinleştiği İngiltere'de, kiralar son 5 yılda ortalama yüzde 30 artarken, evsiz sayısı 300 bine yaklaştı.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'nin sosyal konut krizi, gelişmiş ekonomilerde artan eşitsizlik ve konut fiyatlarındaki yükselişin bir yansıması olarak görülüyor. Almanya ve Fransa da benzer sorunlarla boğuşurken, ABD'de konut maliyetleri tarihi zirvelerde seyrediyor. Ancak İngiltere'nin durumu, özelleştirme politikalarının uzun vadeli etkileri açısından özel bir örnek teşkil ediyor. 1980'lerde Margaret Thatcher döneminde başlatılan belediye konutlarının satışı, sosyal konut stokunun yarı yarıya azalmasına yol açtı. Şimdi hükümet, bu açığı kapatmaya çalışırken bütçe kısıtlamalarıyla karşı karşıya.
Küresel ölçekte, merkez bankalarının faiz artırımları inşaat maliyetlerini yükseltti ve özel sektörün konut yatırımlarını azalttı. Bu durum, sosyal konut projelerini daha da kritik hale getiriyor. İngiltere'deki kesinti kararı, diğer ülkelerde de benzer kemer sıkma önlemlerinin habercisi olarak yorumlanabilir. Özellikle yüksek borç yükü altındaki ülkeler, sosyal harcamaları kısma eğiliminde olabilir. Bu ise uzun vadede toplumsal huzursuzluğu artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki sosyal konut bütçesi kesintisi, Türkiye için bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de de kentsel dönüşüm ve sosyal konut projeleri sıklıkla bütçe ve siyasi öncelikler arasında sıkışıyor. Son dönemde TOKİ'nin konut üretim hızı düşerken, özellikle büyük şehirlerde kiralar ve konut fiyatları rekor seviyede. İngiltere örneği, sosyal konut yatırımlarının kısa vadeli kemer sıkma politikalarına kurban edilmesinin, uzun vadede çok daha büyük toplumsal ve ekonomik maliyetler doğurabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin, kentsel dönüşüm projelerini ve sosyal konut hedeflerini sürdürebilmesi için alternatif finansman modelleri geliştirmesi kritik önemde.