Uluslararası Ceza Hukuku Projesi (ICJP), Birleşik Krallık'ta kayıtlı bir hayır kurumunun yasa dışı İsrail yerleşimlerine mali destek sağladığı iddiasıyla İngiltere Hayır Kurumları Komisyonu'na (Charity Commission) resmi başvuruda bulunarak soruşturma başlatılmasını istedi. ICJP, söz konusu kurumun faaliyetlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve İngiltere'nin hayır kurumları mevzuatına aykırılık teşkil ettiğini öne sürüyor. Başvuruda, hayır kurumunun İsrail'deki yasa dışı yerleşim birimlerine kaynak aktardığına dair kanıtlar sunulduğu belirtiliyor. Konu, İngiltere'de İsrail karşıtı kampanyaların hukuki zeminde yürütülmesi açısından yeni bir aşama olarak değerlendiriliyor.
İddiaların Arka Planı ve Hukuki Dayanak
ICJP tarafından yapılan açıklamaya göre, hayır kurumunun amacı dışında faaliyet göstererek işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlere destek verdiği tespit edildi. Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda yerleşim yeri kurmak ve bunu teşvik etmek, Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da tüm yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendiriyor. İngiltere de dahil olmak üzere birçok ülke, İsrail yerleşimlerini yasa dışı kabul ediyor. ICJP, hayır kurumunun bu yerleşimlere doğrudan veya dolaylı mali kaynak sağlayarak hem uluslararası hukuku hem de İngiltere'nin hayır kurumları düzenlemelerini ihlal ettiğini savunuyor. Hayır kurumlarının siyasi amaçlara hizmet edemeyeceği ve yasa dışı faaliyetleri destekleyemeyeceği belirtiliyor.
İngiltere Hayır Kurumları Komisyonu, kendisine yapılan şikayetleri değerlendirerek gerekli gördüğü takdirde soruşturma açabiliyor. ICJP'nin başvurusunda, hayır kurumunun İsrail'deki yerleşim projelerine para transferi yaptığına dair belgeler, banka kayıtları ve tanık ifadeleri gibi delillerin yer aldığı ifade ediliyor. Komisyonun bu talebi ne şekilde karşılayacağı henüz bilinmiyor. Daha önce benzer şikayetlerde komisyonun bazı vakalarda soruşturma başlattığı, bazılarında ise yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle işlem yapmadığı görülmüştü. ICJP, bu kez dosyanın kapsamlı olduğunu ve soruşturma açılmaması halinde yargı yoluna gidebileceklerini belirtiyor.
Uluslararası Boyut ve Benzer Girişimler
ICJP, daha önce de İngiltere'de İsrail'e askeri malzeme sağlayan şirketlere veya yerleşim hareketine destek veren kuruluşlara yönelik hukuki girişimlerde bulunmuştu. Örgüt, uluslararası hukuk mekanizmalarını kullanarak Filistin yanlısı davaları destekliyor. Bu tür başvurular, Avrupa'da İsrail yerleşimlerine karşı yürütülen hukuki mücadelenin bir parçası olarak görülüyor. Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi gibi adımlarla yerleşim faaliyetlerine karşı olduklarını gösteriyor. Ancak hayır kurumları üzerinden yürütülen bu tür davalar, doğrudan devlet politikalarını hedef almadığı için farklı bir baskı aracı olarak öne çıkıyor. İsrail yanlısı gruplar ise bu tür girişimleri siyasi motivasyonlu ve hukuki dayanaktan yoksun olarak nitelendiriyor.
İngiltere'de hayır kurumları, sıkı denetim altında faaliyet gösteriyor. Hayır kurumlarının tüzüklerinde belirtilen amaçlar dışında faaliyet yürütmesi yasak. Eğer bir hayır kurumu yasa dışı bir faaliyete destek verirse, komisyon kurumun yöneticilerini görevden alabilir, para cezası verebilir veya kurumu kapatabilir. ICJP'nin şikayeti, bu denetim mekanizmasını harekete geçirmeyi amaçlıyor. Uluslararası hukuk uzmanları, bu tür başvuruların sembolik de olsa önemli olduğunu, çünkü kamuoyunda farkındalık yarattığını ve devletleri harekete geçmeye zorladığını belirtiyor. Öte yandan, İsrail'in yerleşim politikaları uluslararası alanda meşruiyet kazanmadığı gibi, bu tür davalar İsrail'e karşı hukuki baskıyı artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin uluslararası hukuk zemininde güçlendiğini gösteriyor. Türkiye, İsrail'in yasa dışı yerleşim faaliyetlerini uzun süredir kınıyor ve uluslararası platformlarda bu konuyu gündeme taşıyor. İngiltere'de bir sivil toplum kuruluşunun hukuki yollarla İsrail yerleşimlerine destek veren kurumlara karşı harekete geçmesi, Türkiye'nin savunduğu pozisyonu destekler nitelikte. Ayrıca, Avrupa ülkelerinde İsrail'e karşı artan hukuki girişimler, Türkiye'nin diplomatik çabalarına dolaylı katkı sağlayabilir. Türkiye, benzer adımları kendi iç hukukunda da atarak İsrail yerleşimlerine destek veren kuruluşlara karşı önlem alabilir. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin uluslararası hukuk ve adalet temelindeki dış politikasını güçlendiriyor.