İngiltere'de son dönemde sağ siyasetçiler ve etkili isimler tarafından sıkça dile getirilen 'iç savaş' söylemi, ülke gündemini meşgul ederken, bu söylemi körükleyenlerin önemli bir kısmının yurt dışında yaşadığı ortaya çıktı. Göçmen karşıtı söylemlerle bilinen figürler, sosyal medya üzerinden şiddet olaylarını teşvik ederken, bu kişilerin gerçekte İngiltere'de ikamet etmemesi dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu durumun ülkedeki toplumsal barışı tehdit eden bir kampanyanın parçası olduğunu belirtiyor.
İç Savaş Söyleminin Arka Planı
İngiltere'de özellikle 2024 yaz aylarında yaşanan göçmen karşıtı protestolar ve şiddet olayları, aşırı sağ grupların eline önemli bir koz geçirdi. Bu gruplar, sosyal medya platformları üzerinden yürüttükleri kampanyalarla 'iç savaş' kavramını normalleştirmeye çalıştı. Ancak bu söylemin mimarları arasında yer alan bazı isimlerin, ABD, Avustralya ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden yayın yaptığı belirlendi. Örneğin, göçmen karşıtı provokasyonlarıyla tanınan Tommy Robinson (gerçek adı Stephen Yaxley-Lennon) uzun süredir yurt dışında yaşıyor ve Birleşik Krallık'a dönmesi yasaklı. Benzer şekilde, bazı sosyal medya fenomenleri ve yorumcular da İngiltere dışından yayın yaparak ülkedeki gerginliği tırmandırıyor.
Bu kişilerin çağrıları, zaman zaman sokaklarda küçük çaplı çatışmalara yol açsa da, geniş kitleleri harekete geçirme konusunda sınırlı kalıyor. Yine de uzmanlar, bu tür söylemlerin toplumda kutuplaşmayı derinleştirdiği ve özellikle göçmen kökenli vatandaşlar arasında korku yarattığı konusunda uyarıyor. İngiliz hükümeti, sosyal medya şirketlerine yönelik yasal düzenlemeleri sıkılaştırma sinyali verirken, muhalefet de aşırı sağın bu tür söylemlerine karşı daha etkili bir mücadele çağrısı yapıyor.
Öte yandan, ana akım medya ve bazı akademisyenler, 'iç savaş' retoriğinin gerçek bir toplumsal çatışma riskini yansıtmaktan çok, siyasi bir manipülasyon aracı olarak kullanıldığını savunuyor. İngiltere'de suç oranları ve toplumsal huzursuzluk verileri, geniş çaplı bir iç savaş ihtimalini desteklemiyor. Ancak bu söylem, belirli grupların siyasi ve ekonomik çıkarları için bir korku iklimi yaratma amacı taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'deki bu gelişme, yalnızca ülke içi bir mesele olarak kalmıyor; Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ ve göçmen karşıtlığı dalgasının bir parçası. Fransa, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde de benzer söylemlerin yükselişte olması, kıta genelinde bir endişe kaynağı. Ayrıca, sosyal medya platformlarının sınır ötesi etkisi, bu tür kampanyaların uluslararası bir ağ tarafından yönetilebildiğini gösteriyor. Özellikle ABD merkezli sağcı medya kuruluşları ve internet fenomenleri, Avrupa'daki aşırı sağ hareketlere maddi ve manevi destek sağlayarak, yerel gerginlikleri körükleyebiliyor.
İngiltere özelinde, Brexit sonrası dönemde ekonomik belirsizlikler ve göçmenlik konusundaki hassasiyetler, aşırı sağın ekmeğine yağ sürüyor. Hükümetin göçmen politikaları, bu gruplar tarafından sıkça eleştiriliyor ve 'iç savaş' söylemi, bu eleştirilerin en radikal ucu olarak öne çıkıyor. Ancak ülkenin köklü demokratik kurumları ve hukuk sistemi, bu tür çağrıların şiddete dönüşmesini engelleme kapasitesine sahip. Yine de sosyal medyanın denetlenmesi ve nefret söylemiyle mücadele, önümüzdeki dönemde İngiliz siyasetinin öncelikli konularından biri olacak gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'de yükselen 'iç savaş' söylemi ve aşırı sağın göçmen karşıtı kampanyaları, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek dinamikler içeriyor. Öncelikle, İngiltere'deki Türk toplumu ve göçmen kökenli bireyler, bu tür söylemlerden olumsuz etkilenebilir; artan yabancı düşmanlığı, sosyal uyumu zorlaştırabilir. Ayrıca, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde ve vize serbestisi gibi konularda dolaylı baskılar yaratabilir. Türk dış politikası açısından, istikrarsız bir Avrupa, ekonomik ve siyasi belirsizlik anlamına gelir. Bu nedenle Türkiye, Avrupa'daki siyasi gelişmeleri yakından izlemeli ve olası göç dalgalarına karşı hazırlıklı olmalıdır.