İngiltere'de 1955 yılında idam edilen ve ülkede asılarak infaz edilen son kadın olan Ruth Ellis, 70 yıl sonra şartlı olarak affedildi. İngiliz hükümeti, Ellis'in sevgilisi David Blakely'i öldürmekten mahkûm edilmesinin ardından yargı sürecinde usul hataları yapıldığı gerekçesiyle ‘koşullu aftan’ yararlanmasına karar verdi. Karar, özellikle kadın mahkûmların yargılanmasındaki adaletsizlikler ve cinsiyet eşitsizliği konusunda tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin Arka Planı: Ruth Ellis Davası
Ruth Ellis, 9 Ekim 1926'da doğdu. Genç yaşta dansçı ve hostes olarak çalışmaya başlayan Ellis, 1950'lerde Londra'nın gece hayatında tanınan bir figür haline geldi. 1953 yılında, evli olmasına rağmen şiddet eğilimli ve alkol bağımlısı yarış pilotu David Blakely ile ilişki yaşamaya başladı. İlişki, Blakely'in sürekli fiziksel ve duygusal istismarı nedeniyle oldukça sorunluydu. Ellis, bir düşük yaptıktan sonra depresyona girdi. 10 Nisan 1955'te, Blakely'in kendisini terk etmesinin ardından, Ellis onu bir barda aradı ve bulduktan sonra tabancayla vurarak öldürdü. Polise teslim olan Ellis, duruşmada şiddet ve istismar geçmişini anlatmasına rağmen mahkeme bunu hafifletici neden olarak kabul etmedi. Jüri, 14 dakika süren müzakerenin ardından suçlu kararı verdi. Dönemin yasaları gereği, cinayet suçunda ölüm cezası zorunluydu. Ellis, 13 Temmuz 1955'te Londra'daki Holloway Cezaevi'nde asılarak idam edildi. İdamı, kamuoyunda büyük tepki çekti. Cinayet anında ruhsal dengesinin bozuk olduğu ve geçmişte yaşadığı travmaların etkisi altında olduğu iddiaları, idam cezasının kaldırılmasını savunan aktivistlerin elini güçlendirdi. 1965 yılında İngiltere'de idam cezası kaldırıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İnsan Hakları ve Adalet Tartışmaları
Ruth Ellis'in affı, yalnızca tarihi bir adalet arayışı değil, aynı zamanda günümüz ceza adaleti sistemlerinin sorgulanmasına da yol açtı. Özellikle kadın sanıklara yönelik önyargılar, aile içi şiddet mağdurlarının yargılanmasındaki adaletsizlikler, bu dava özelinde yeniden gündeme geldi. Birleşik Krallık'ta 1950'lerde idam cezasının erkeklere oranla kadınlara daha az uygulanmasına karşın, Ellis örneğinde görüldüğü gibi, kadınların maruz kaldığı istismarın yargılamada dikkate alınmaması eleştirildi. Uluslararası af örgütleri ve insan hakları grupları, bu affı memnuniyetle karşılamakla birlikte, geçmişte benzer mağduriyetler yaşayan diğer kadın mahkûmların da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Karar, ayrıca Birleşik Krallık'taki tarihsel adalet mekanizmalarının sorgulanmasına ve geçmişteki yargı hatalarının telafisine yönelik bir adım olarak görüldü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ruth Ellis davası, Türkiye'de kadın cinayetleri ve aile içi şiddet mağduru kadınların yargılanması sürecinde sıkça gündeme gelen adli tartışmalarla doğrudan bağlantılıdır. Türkiye'de de benzer şekilde, şiddet mağduru kadınların meşru müdafaa veya ruhsal travma altında işledikleri suçlarda ceza indirimi uygulamaları tartışma konusudur. Ellis'in affı, Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadelede yargısal reformların önemini hatırlatırken, uluslararası insan hakları normlarına uyum açısından da bir referans noktası oluşturabilir. Ayrıca, idam cezasının kaldırılması ve yargı bağımsızlığı konularında Türkiye'nin Avrupa standartlarına uyum çabalarına dolaylı katkı sağlayabilir.