İngiltere'de son yıllarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısıyla işten ayrılanların sayısı 100 bini geçti. Hükümetin yayımladığı yeni istatistiklere göre, Nisan ayında dört milyon kişi engellilik yardımı başvurusunda bulundu. Bu rakamlar, Birleşik Krallık'ta ruh sağlığı ve nörolojik bozuklukların iş gücü piyasası üzerindeki etkisinin arttığını gösteriyor.
Artan Tanı Sayıları ve İş Gücüne Etkisi
DEHB tanısı alan yetişkin sayısı son beş yılda iki katına çıktı. Uzmanlar, bu artışın farkındalığın yükselmesi ve tanı kriterlerinin genişlemesiyle ilişkili olduğunu belirtiyor. Ancak, işten ayrılma oranlarındaki yükseliş, birçok kişinin iş ortamında gerekli desteği bulamadığını gösteriyor. İşverenlerin DEHB'li çalışanlara yönelik uyum programları (esnek çalışma saatleri, sessiz alanlar gibi) henüz yeterli düzeyde değil.
Engellilik Yardım Sistemine Baskı
Engellilik yardımı başvurularındaki artış, Çalışma ve Emeklilik Bakanlığı üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Sistemin yavaş işlemesi ve değerlendirme süreçlerinin karmaşıklığı, birçok kişinin aylarca yardım beklemek zorunda kalmasına neden oluyor. Bu durum, özellikle düşük gelirli hanelerde mali sıkıntıları derinleştiriyor. Hükümet, DEHB'li bireyler için işe dönüş programlarını desteklemek amacıyla yeni fonlar ayırdığını açıkladı.
Sağlık Sistemindeki Zorluklar
NHS'de DEHB tanı ve tedavi hizmetlerine erişim uzun süredir sorunlu. Bekleme listeleri bazı bölgelerde üç yılı buluyor. Özel sektörde tanı alanların sayısı artsa da, tedavi maliyetleri birçok kişi için karşılanamaz durumda. Sağlık Bakanlığı, bu alanda daha fazla kaynak ayıracağını ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde DEHB eğitimini yaygınlaştıracağını duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu gelişme, Türkiye'de DEHB farkındalığının ve tanı hizmetlerinin yetersiz olduğu bir dönemde önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de nörolojik bozukluklara yönelik iş yeri uyum programları neredeyse yok denecek kadar az; bu durum, iş gücü kaybına ve sosyal güvenlik sistemine ek yük getirebilir. Ayrıca, artan küresel farkındalığa rağmen Türk sağlık sisteminde DEHB tanı ve tedavi hizmetlerinin iyileştirilmesi için adımlar atılması, hem bireysel hem de toplumsal açıdan kritik önem taşıyor.