İngiltere'nin önde gelen yapay zeka danışmanları, ülkenin yapay zeka alanında öncü olmak yerine ABD ve Çin gibi ülkelerin geliştirdiği teknolojileri satın alan bir "müşteri" konumuna düşme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Danışmanlar, hükümetin yapay zeka stratejisinin yeterince iddialı olmadığını ve Ar-Ge yatırımlarının artırılması gerektiğini belirtiyor. Bu uyarı, İngiltere'nin küresel yapay zeka yarışında geri kalma endişelerini gün yüzüne çıkarıyor.
İngiltere'nin Yapay Zeka Stratejisi ve Arka Plan
İngiltere, son yıllarda yapay zeka alanında önemli adımlar atmış olsa da, danışmanlar ülkenin bu teknolojide bağımsız bir güç olma hedefinden uzaklaştığını düşünüyor. Ülke, 2018'de yapay zeka sektörüne yönelik bir anlaşma imzalamış ve 2021'de Ulusal Yapay Zeka Stratejisi'ni yayımlamıştı. Ancak eleştirmenler, bu stratejinin uygulanmasında yetersiz kalındığını ve somut yatırımların hayata geçirilemediğini savunuyor.
Danışmanlara göre, İngiltere'nin yapay zeka alanında rekabetçi kalabilmesi için daha fazla kamu ve özel sektör yatırımına, yetenekli iş gücüne ve düzenleyici çerçeveye ihtiyacı var. Aksi takdirde ülke, kendi geliştirdiği teknolojileri ticarileştirmekte zorlanacak ve dışa bağımlı hale gelecek. Özellikle ABD merkezli teknoloji devlerinin (Google, Microsoft, OpenAI) ve Çin'in (Baidu, Alibaba) yapay zeka alanındaki hakimiyeti, İngiltere gibi orta ölçekli ekonomiler için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Uzmanlar, İngiltere'nin yapay zeka araştırmalarında güçlü bir geçmişe sahip olduğunu (DeepMind gibi), ancak bu başarıların ticari ürünlere dönüştürülmesinde ve ölçeklendirilmesinde sorunlar yaşandığını belirtiyor. Ayrıca, Brexit sonrası AB ile araştırma işbirliklerinin zayıflaması ve vize kısıtlamaları nedeniyle uluslararası yeteneklerin ülkeye çekilmesinde zorluklar yaşanması da endişe kaynağı.
Küresel Yapay Zeka Yarışında İngiltere'nin Konumu
Küresel yapay zeka yarışı, ABD ve Çin arasında kızışırken, İngiltere gibi ülkeler bu iki süper güç arasında sıkışmış durumda. ABD, özel sektör öncülüğünde ve büyük teknoloji şirketlerinin yatırımlarıyla yapay zeka alanında liderliği elinde tutuyor. Çin ise devlet destekli politikalar ve büyük ölçekli veri erişimiyle hızla ilerliyor. Avrupa Birliği ise düzenleme ve etik konularında öncülük yapmaya çalışıyor (Yapay Zeka Yasası gibi).
İngiltere, bu tabloda kendine bir yer edinmeye çalışıyor ancak danışmanlar, ülkenin yapay zeka alanında "yaratıcı" olmaktan çok "müşteri" olma riski taşıdığını vurguluyor. Bu, İngiltere'nin kendi yapay zeka modellerini ve altyapısını geliştirmek yerine, başka ülkelerin teknolojilerini ithal etmesi anlamına geliyor. Bu durum, hem ekonomik hem de stratejik açıdan Sakıncalı: Ekonomik olarak, yapay zeka pazarının büyük bir kısmı yabancı şirketlere gidebilir; stratejik olarak ise ülke, kritik teknolojilerde dışa bağımlı hale gelebilir.
İngiltere hükümeti, yapay zeka alanında öncü olma hedefini sık sık dile getiriyor. Başbakan Rishi Sunak, yapay zekanın "İngiltere'nin geleceği için kritik" olduğunu belirtmiş ve ülkeyi "yapay zeka süper gücü" yapma sözü vermişti. Ancak danışmanlar, bu hedefe ulaşmak için gereken kaynakların ve politikaların yetersiz olduğunu savunuyor. Özellikle Ar-Ge harcamalarının GSYİH'ya oranı, İngiltere'de diğer gelişmiş ülkelere göre daha düşük seyrediyor.
Ayrıca, İngiltere'nin yapay zeka düzenlemeleri konusunda AB'den ayrışması, bazı yatırımcılar için belirsizlik yaratıyor. AB'nin kapsamlı Yapay Zeka Yasası'na karşılık İngiltere daha esnek bir yaklaşım benimsiyor, ancak bu esneklik bazı kesimlerce "düzenleme boşluğu" olarak yorumlanıyor ve etik endişelere yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin yaşadığı bu ikilem, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye, yapay zeka alanında henüz emekleme aşamasında ve benzer bir riskle karşı karşıya: Kendi teknolojilerini geliştirmek yerine dışa bağımlı hale gelmek. Türkiye'nin son dönemde açıkladığı Ulusal Yapay Zeka Stratejisi ve yatırım teşvikleri olumlu adımlar olsa da, Ar-Ge'ye ayrılan kaynaklar ve nitelikli iş gücü konusunda ciddi eksiklikler bulunuyor. Eğer Türkiye, İngiltere gibi "müşteri" konumuna düşerse, ekonomik ve stratejik açıdan zayıflayabilir. Bu nedenle, kamu-özel sektör işbirlikleri, eğitim reformları ve yerli yapay zeka ekosisteminin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin AB ve ABD ile yapay zeka konusunda işbirliklerini derinleştirmesi, ancak kendi bağımsız kapasitesini de geliştirmesi gerekiyor.