İngiltere'nin yeni hükümeti, yağmur ormanlarının korunması için ayrılan fonları hibe yerine krediye dönüştürerek otobüs ücreti sübvansiyonunu finanse etme planını açıkladı. Bu karar, iklim yardımlarının amacından sapabileceği ve şeffaflık eksikliği yaratabileceği gerekçesiyle eleştiriliyor.
İklim Finansmanında Hibe ve Kredi Değişimi
İngiltere hükümeti, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, uluslararası iklim finansmanı taahhütlerini yeniden yapılandırarak, bazı hibeleri kredilere çevireceğini duyurdu. Bu değişiklik, özellikle yağmur ormanı koruma projelerini destekleyen fonları kapsıyor. Hükümet, bu sayede bütçe açığını kapatmayı ve otobüs ücretlerinde sübvansiyon sağlamayı hedefliyor. Ancak, uzmanlar bu hamlenin iklim kriziyle mücadelede kritik öneme sahip olan orman koruma çabalarını zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.
Kaynaklara göre, daha önce hibe olarak sağlanan fonlar, gelişmekte olan ülkelerdeki orman koruma projelerine doğrudan destek veriyordu. Bu fonların krediye dönüştürülmesi, bu ülkelerin borç yükünü artırabilir ve projelerin sürdürülebilirliğini tehlikeye atabilir. Ayrıca, iklim finansmanının şeffaf bir şekilde kullanılmadığı yönünde endişeler var. Hükümetin, bu değişikliğin iklim üzerindeki etkisini net bir şekilde açıklamaması, kamuoyunda soru işaretleri yaratıyor.
Bütçe Dengelemesi ve Otobüs Ücreti Sübvansiyonu
İngiltere'de otobüs ücretleri, özellikle düşük gelirli vatandaşlar için önemli bir harcama kalemi. Hükümet, pandemi sonrası artan ulaşım maliyetlerini hafifletmek için otobüs ücretlerine sübvansiyon sağlamayı vaat etmişti. Ancak, bunun için ek kaynak yaratma ihtiyacı doğdu. İklim finansmanı fonlarının bir kısmının bu amaçla kullanılması, hükümetin bütçe dengeleme çabasının bir parçası olarak görülüyor.
Muhalefet partileri ve çevre örgütleri, bu kararın "iklim yardımlarının amacından sapması" anlamına geldiğini belirtiyor. İngiltere'nin uluslararası taahhütleri arasında, gelişmekte olan ülkelere yılda 11,6 milyar sterlin iklim finansmanı sağlamak yer alıyor. Bu taahhüdün bir parçası olarak, hibelerin kredilere çevrilmesi, ülkenin güvenilirliğini zedeleyebilir. Ayrıca, şeffaflık eksikliği, diğer donör ülkelerin de benzer yöntemlere başvurmasına yol açabilir.
Küresel İklim Politikalarına Etkisi
İngiltere'nin bu adımı, küresel iklim finansmanı mimarisinde önemli bir tartışmayı tetikleyebilir. Gelişmiş ülkeler, iklim değişikliğiyle mücadele için gelişmekte olan ülkelere mali destek sağlama taahhüdünde bulunmuştu. Ancak, bu desteklerin niteliği (hibe mi kredi mi) ve şeffaflığı sürekli tartışma konusu. İngiltere'nin hamlesi, diğer ülkelerin de benzer şekilde hibeleri kredilere dönüştürmesine örnek teşkil edebilir ve iklim finansmanının etkinliğini azaltabilir.
İklim aktivistleri, bu tür uygulamaların "iklim adaleti" ilkesine aykırı olduğunu savunuyor. Gelişmekte olan ülkeler, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler olmalarına rağmen, finansman konusunda yeterli desteği alamıyor. Hibelerin kredilere dönüştürülmesi, bu ülkelerin borçlarını artırarak kırılganlıklarını derinleştirebilir. Ayrıca, orman koruma projeleri, karbon emisyonlarını azaltmada kritik bir rol oynuyor; bu projelerin finansmanının kesilmesi, küresel iklim hedeflerine ulaşmayı zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin iklim finansmanındaki bu değişiklik, Türkiye'yi doğrudan etkilememekle birlikte, küresel iklim politikalarındaki eğilimleri göstermesi açısından önemli. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele taahhütlerinde bulunmuş ve yeşil dönüşüm sürecine girmiştir. Gelişmekte olan bir ülke olarak, Türkiye de uluslararası iklim finansmanından yararlanmayı hedefliyor. İngiltere'nin hibeleri kredilere çevirmesi, Türkiye gibi ülkeler için benzer bir risk oluşturabilir; ancak Türkiye, kendi iklim politikalarını ve finansman stratejilerini şeffaf bir şekilde yöneterek bu tür dalgalanmalardan etkilenmemeye çalışmalı. Ayrıca, Türkiye'nin orman varlığı ve karbon yutakları, küresel iklim rejiminde önemli bir unsur; bu nedenle uluslararası fonların sürekliliği Türkiye'nin de lehine olacaktır.