İngiltere İçişleri Bakanlığı Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Haziran ayında dönemin Başbakanı Keir Starmer ile bağlantılı iki mülke kundaklama düzenlediği gerekçesiyle iki yıl hapis cezasına çarptırılan Romen uyruklu bir kişinin sınır dışı edildiğini duyurdu. Ukrayna doğumlu Stanislav Carpiuc, Ukrayna vatandaşı Roman Lavrynovych ile birlikte saldırıları gerçekleştirmekten suçlu bulunmuştu. Sınır dışı kararı, İngiltere'nin suç işleyen yabancı uyruklulara yönelik sert politikasının son örneği olarak değerlendiriliyor.
Olayın arka planı ve faillerin kimliği
Stanislav Carpiuc, 2024 yılının Haziran ayında Londra'da görülen davada, o dönem ana muhalefet lideri olan Keir Starmer'ın evi ve ofisi olarak kullanılan iki ayrı mülke kundaklama düzenlemekten suçlu bulundu. Mahkeme, Carpiuc'a iki yıl hapis cezası verdi. Carpiuc'un suç ortağı Ukrayna vatandaşı Roman Lavrynovych ise ayrı bir davada yargılandı. İngiltere İçişleri Bakanlığı, Carpiuc'un cezasını çektikten sonra sınır dışı edildiğini ve İngiltere'ye girişinin yasaklandığını bildirdi. Bakanlık açıklamasında, "Suç işleyen yabancı uyrukluların ülkemizde kalmasına müsamaha göstermeyeceğiz" ifadesine yer verildi.
Olay, Temmuz 2024'te yapılan genel seçimler öncesinde Starmer'ın güvenliğini hedef alan bir dizi saldırının parçasıydı. Saldırılar, Starmer'ın Kuzey Londra'daki evi ve seçim bölgesi ofisine yönelikti. Polis, saldırıların siyasi motivasyonlu olduğunu ve faillerin aşırı uç görüşlere sahip olduğunu belirtmişti. Starmer ve ailesi olay sırasında evde değildi ve herhangi bir yaralanma meydana gelmedi. Ancak olay, Birleşik Krallık'ta siyasetçilere yönelik artan tehditlere ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi.
İngiltere'nin göç ve suç politikaları bağlamında sınır dışı kararı
İngiltere hükümeti, son yıllarda yabancı uyruklu suçluların sınır dışı edilmesine yönelik daha katı bir tutum izliyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılında 5 binin üzerinde yabancı uyruklu suçlu sınır dışı edildi. Bu sayı, önceki yıllara göre önemli bir artışı işaret ediyor. Muhafazakâr hükümet döneminde başlatılan ve İşçi Partisi hükümeti tarafından da sürdürülen uygulama, özellikle kamu güvenliğini tehdit eden kişilerin ülkeden çıkarılmasını hızlandırmayı amaçlıyor.
Carpiuc'un sınır dışı edilmesi, Starmer hükümetinin suç ve göç konusundaki kararlılığını göstermesi açısından sembolik bir önem taşıyor. Ancak uzmanlar, tek tek sınır dışı kararlarının ötesinde, Birleşik Krallık'ta siyasi şiddet ve aşırılıkla mücadelede daha kapsamlı önlemlere ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Son yıllarda milletvekillerine yönelik tehditlerde belirgin bir artış yaşanıyor. Parlamento Polisliği verilerine göre, 2023'te milletvekillerine yönelik 3 binden fazla tehdit bildirimi yapıldı.
Romen yetkililer, Carpiuc'un sınır dışı edilmesiyle ilgili olarak henüz bir açıklama yapmadı. Romen vatandaşlarının Avrupa Birliği üyesi ülkelerde serbest dolaşım hakkı bulunuyor; ancak suç işleyenlerin sınır dışı edilmesi AB hukuku çerçevesinde mümkün. İngiltere'nin Brexit sonrası dönemde AB vatandaşlarına yönelik sınır dışı uygulamaları zaman zaman tartışmalara yol açıyor.
Uluslararası boyut: Ukrayna bağlantısı ve göç dinamikleri
Her iki failin de Ukrayna kökenli olması, olayın uluslararası boyutunu derinleştiriyor. Carpiuc'un Ukrayna doğumlu olması ve Lavrynovych'in Ukrayna vatandaşı olması, savaş sonrası Ukrayna'dan Avrupa'ya yönelen göç dalgasıyla ilişkilendirilebilir. Birleşik Krallık, Ukraynalı mültecilere yönelik özel vize programları uygularken, suç işleyenlerin bu statüden yararlanamayacağını açıkça belirtmişti. Olay, mülteci statüsünün kötüye kullanımı konusundaki hassasiyeti artırabilir.
Avrupa Birliği genelinde de benzer sınır dışı uygulamaları gündemde. AB, 2023'te kabul ettiği yeni göç paktıyla üye ülkelere suç işleyen yabancı uyrukluları sınır dışı etme konusunda daha geniş yetkiler tanıdı. İngiltere ise AB üyesi olmasa da kendi iç güvenlik politikaları çerçevesinde benzer adımlar atıyor. Carpiuc davası, Birleşik Krallık'ın bu konudaki kararlılığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Avrupa'da yabancı uyruklu suçlulara yönelik artan sınır dışı eğilimi Türk vatandaşlarını da etkileyebilecek nitelikte. Son yıllarda bazı AB ülkeleri ve İngiltere, suç işleyen yabancıların sınır dışı edilmesini kolaylaştıran yasalar çıkardı. Türk vatandaşları da zaman zaman bu uygulamalarla karşılaşabiliyor. Ayrıca olay, siyasi figürlere yönelik şiddetin uluslararası alanda arttığını gösteriyor; Türkiye'de de siyasetçilere yönelik saldırılar güvenlik endişelerini artırıyor. Türk dış politikası açısından, vatandaşlarının yurt dışında adil muamele görmesi ve sınır dışı kararlarının keyfiliğe varan uygulamalara dönüşmemesi önem taşıyor. İngiltere ile Türkiye arasında suçluların iadesi ve sınır dışı iş birliği konusunda diyalog sürüyor.