İngiltere ve Galler'de orman yangınlarının rekor seviyeye ulaştığı bir yılın ardından, İklim Değişikliği Komitesi Başkanı Baroness Brown, hükümetin yangınlarla mücadelede daha fazla adım atmaması halinde "can kayıplarının yaşanacağı" uyarısında bulundu. Brown, yangınlara müdahale kapasitesinin artırılması, itfaiye ekiplerinin eğitimi ve kapsamlı bir ulusal planlama yapılması gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, İngiltere'nin iklim değişikliğinin etkilerine karşı hazırlıksız yakalandığı yönündeki endişeleri derinleştirdi.
Rekor Yangın Yılı ve Yetersiz Hazırlık
İngiltere ve Galler'de 2022 yılı, kayıtlara geçen en yoğun orman yangını sezonu olarak tarihe geçti. Ülke genelinde binlerce hektarlık alan kül oldu, yüzlerce ev ve işyeri zarar gördü. Özellikle Londra ve çevresinde temmuz ayında yaşanan yangınlar, itfaiye teşkilatının kapasitesinin sınırlarını zorladı. Uzmanlar, sıcak hava dalgalarının sıklığı ve şiddetinin arttığını, bunun da yangın riskini yıl boyunca yüksek tuttuğunu belirtiyor.
Baroness Brown, mevcut sistemin yangınlarla mücadelede yetersiz kaldığını ifade etti. "İtfaiye ekiplerimiz olağanüstü çaba gösteriyor ancak ne yazık ki eğitim, ekipman ve koordinasyon eksiklikleri var. Acil bir ulusal strateji oluşturulmazsa, önümüzdeki yıllarda can kaybı yaşanması kaçınılmaz olacak" dedi. Brown, ayrıca yerel yönetimlerin yangın risk haritalarını güncellemesi, ormanlık alanlara yakın bölgelerde yapılaşmanın kontrol edilmesi ve halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
İklim Değişikliği Komitesi'nin raporlarına göre, İngiltere'de ortalama sıcaklıklar son 30 yılda 1,2 derece arttı. Bu artış, Akdeniz iklimine özgü yangın davranışlarının İngiltere'de de görülmesine yol açıyor. Uzmanlar, ülkenin güneyinde ve doğusunda yangın riskinin önümüzdeki 20 yıl içinde iki katına çıkacağını öngörüyor.
Küresel Isınma ve Yangın Yönetimi
İngiltere'deki durum, iklim değişikliğinin yangın rejimleri üzerindeki etkisinin bir örneği. Avrupa'nın güneyinde (İspanya, Portekiz, Yunanistan) uzun süredir görülen büyük yangınlar, artık kuzey enlemlere de sıçramış durumda. Kanada, Avustralya ve ABD'nin batısında da benzer şekilde rekor yangınlar yaşanıyor. Bilim insanları, sera gazı emisyonlarının azaltılmaması halinde bu tür olayların daha sık ve şiddetli olacağı konusunda uyarıyor.
Yangınla mücadele sadece itfaiye kapasitesiyle sınırlı değil; orman yönetimi, arazi kullanım planlaması ve erken uyarı sistemleri de kritik önem taşıyor. İngiltere'de son yıllarda kurulan "Yangın Risk Değerlendirme Merkezi" gibi girişimler olsa da, bunların ulusal çapta yaygınlaştırılması ve finansmanının artırılması gerekiyor. Ayrıca, iklim değişikliğine uyum stratejileri kapsamında yangın riskinin azaltılması için doğa temelli çözümlere (örneğin, yangına dayanıklı bitki örtüsü) yatırım yapılması öneriliyor.
Baroness Brown'un çağrısı, İngiltere hükümetine yönelik bir uyarı niteliğinde. Hükümetin yakın zamanda açıkladığı "Net Sıfır Stratejisi"nde yangın yönetimine yeterince yer verilmediği eleştiriliyor. Muhalefet partileri ve çevre örgütleri, iklim adaptasyonu bütçesinin artırılması ve yerel yönetimlere daha fazla kaynak aktarılması çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle orman yangınlarına karşı zaten yüksek risk altında. Son yıllarda yaşanan büyük yangınlar (2021 Manavgat, 2022 Marmaris) can ve mal kaybına yol açtı. İngiltere'deki tartışma, yangın yönetiminin sadece yangın anında değil, öncesinde planlama ve eğitimle mümkün olacağını gösteriyor. Türkiye'nin yangınla mücadele kapasitesini güçlendirmesi, iklim değişikliğine uyum stratejilerini gözden geçirmesi ve bölgesel iş birliklerini (Akdeniz ülkeleriyle ortak eğitim, ekipman paylaşımı) artırması gerekiyor. Ayrıca, orman köylülerinin bilinçlendirilmesi ve erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması hayati önem taşıyor. İngiltere'nin deneyimi, Türkiye için bir uyarı ve ders niteliğinde.