İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, üniversite öğrencisi Henry Nowak'ın öldürülmesinin ardından başlayan şiddet içerikli sağcı protestoları sert bir dille kınadı. Nowak, geçtiğimiz hafta Birmingham'da kimliği belirsiz kişilerce bıçaklanarak öldürülmüştü. Olayın ardından sosyal medyada yayılan dezenformasyon, grubun beyaz bir genç olduğu iddiasıyla aşırı sağ çevrelerin sokaklara dökülmesine yol açtı. Polis, gösterilerde çoğu aşırı sağcı 15 kişiyi gözaltına alırken, Bakan Cooper “Şiddetin hiçbir bahanesi olamaz. İfade özgürlüğü masum insanların can güvenliğini tehlikeye atma hakkı vermez” açıklamasını yaptı.
Gelişmenin arka planı: İki kademeli polislik tartışması
Nowak cinayeti, İngiltere'de son dönemde alevlenen “iki kademeli polislik” (two-tier policing) tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Sağcı gruplar, polisin beyaz kurbanlara yönelik suçlarda daha az hassasiyet gösterdiğini, etnik azınlıkları hedef alan olaylarda ise daha sert müdahale ettiğini iddia ediyor. Başbakan Keir Starmer yönetimi bu iddiaları “asılsız ve bölücü” olarak nitelendirerek reddediyor.
Protestoların fitilini ateşleyen olay, Birmingham kent merkezinde bir grup gencin arasında çıkan tartışmanın bıçaklı saldırıya dönüşmesiydi. Henry Nowak olay yerinde hayatını kaybederken, polis henüz bir şüpheliyi yakalayamadı. Ailesi yaptığı açıklamada “Henry'nin ölümünün siyasi amaçlar için kullanılmasından büyük üzüntü duyduklarını” belirtti. İçişleri Bakanlığı, olayla ilgili soruşturmanın titizlikle sürdüğünü, adaletin yerini bulması için her türlü kaynağın seferber edildiğini duyurdu.
İngiltere'de ırksal gerekçeli polis uygulamaları uzun süredir tartışma konusu. 2020 George Floyd protestoları sırasında yapılan araştırmalar, siyah ve Asyalı şüphelilerin beyazlara oranla 3 kat daha fazla durdurulup arandığını ortaya koymuştu. Ancak sağcı çevreler, bu verilerin “beyaz karşıtı” bir önyargıyı kanıtladığını iddia etse de akademisyenler bu yorumun yanıltıcı olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Aşırı sağın yükselişi ve dezenformasyon
Nowak cinayetini çevreleyen protestolar, Avrupa genelinde aşırı sağ hareketlerin göçmen karşıtı söylemlerini güçlendirmek için bireysel suçları nasıl araçsallaştırdığının tipik bir örneği. Benzer dinamikler Almanya, Fransa ve İsveç'te de görülmüştü. Sosyal medyada hızla yayılan yalan haberler, olayın faillerinin “yasadışı göçmenler” olduğu iddiasını öne çıkarırken, polis bu iddiaları doğrulamadı.
İngiltere İçişleri Bakanı Cooper, “Sosyal medya platformları nefret söylemini ve yanlış bilgiyi engellemek için daha fazla sorumluluk almalı” çağrısı yaptı. Hükümet, yakın zamanda çıkarılması planlanan Çevrimiçi Güvenlik Yasası ile dezenformasyonla mücadeleyi hedefliyor. Ancak sivil toplum örgütleri, yasanın ifade özgürlüğünü kısıtlayabileceği uyarısında bulunuyor.
Olay, İngiltere'nin çok kültürlü yapısına yönelik meydan okumaları da gün yüzüne çıkardı. Göçmen karşıtı söylemlerin giderek ana akımlaştığı bir dönemde, hükümetin toplumsal barışı korumak için hem güvenlik hem de sosyal politikalar geliştirmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu olay, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ ve İslam karşıtı söylemlerin bireysel suçları nasıl istismar ettiğini gösteriyor. Türkiye, özellikle Almanya ve Fransa'da benzer vakalarla ilgili uyarılarda bulunmuş, bu tür olayların Türk kökenli toplulukları da hedef alabileceğine dikkat çekmişti. Türk diplomatik temsilciliklerinin, İngiltere'deki Türk vatandaşlarının güvenliğini yakından izlemesi beklenir. Ayrıca, dezenformasyonla mücadele konusunda sosyal medya şirketlerine yönelik İngiliz çabaları, Türkiye'nin de benzer yasal düzenlemeleri hayata geçirirken dikkate alabileceği bir model sunuyor. Küresel ölçekte toplumsal kutuplaşmanın arttığı bu dönemde, Türkiye'nin ılımlı ve kapsayıcı politikaları vurgulaması önem taşıyor.